Kayıtlar

Terliklerini Alıp Gitme Vaktidir Sevgili

Resim
      Şimdi kızmayı bitiren bir kadının sigarasındaki yerdesin sevgilim.Az kaldı gittikçe nefes çekişlerim küçülecek ve sen öleceksin...  Halbuki, nasıl da unuturum bana geldiğin anlardaki sefilliğini ve duygu dolu yatak örtülerine olan açlığını...Ancak işte ne var ki sevgili,bir adım attın      evet bir adım da ben atacakken sen dondun ve kaldın. Sertleştin,katılaştın,sebepsizleştin ve de doydun...Kelimelerim vücudundaki kızarıklıkları yok edip,merhem etkisi göstermeye başladıkça sıktın beni ortamdan dibimden sıyırdıkça sıyırdın ve yere attığın kapağımla birlikte beni bir kenara kurumaya bıraktın....        Çocuksun sevgili bilirim.Benden uzaklaştıkça sen, içindeki çocukla hep aynı oyunu oynayacak, hep aynı şeylere küsecek ve de hep aynı yemekleri dökeceksin saksı altlarına bilirim.             Bir gün bir zaman belkilerini alacaksın önüne sevgili uzun uzun dizeceksin onları yan yana....

Aşk'ı İsyan...

Resim
Yazmayı unutmuşum, zamanın benim için bulanıklaştığı bir zamanda. Tekrar deniyorum gördüğün üzere; duygularımın yokluğunda kayıp bir insanoğluyum ama yine de ben.                                                                                                                                           Neyse. Kaskatı kesilir mi kalp bu kadar kısa vakitte. Dile kolay 1 yıllık yalnızlık.  Nedense çabuk soğuyorum insanların kibirli hallerinden; özellikle biraz sevecen, içten davranınca triplere giren, kendini ulaşılmaz hissettiren kadınlardan. Beklentiye girenleri ve buna karşılık karşısındakine hiç bir ışık vermeyenleri de ayrı bir d...

İçmiycektim o son birayı

Öyle nahoş ki ağrısı suçluluğun milim milim hissediyorum midemde. Geçmiyor. Her birada bir parça azalıyor, birkaç parça artıyor... Mehteran takımı kıvamındayım aklıma geldikçe sen. Gitmiyorsun da  Öylece bağdaş kurmuş orta yerinde midemin dönüyorsun sürekli mevlana modunda. Ağırlığına alışsam diyorum ama ne mümkün sürekli bir kıpırtı. Bir anlasam kafanın içinde dönen tilkilerin dilinden. ama bira kazası var. Alkolün zararları işte... Neyse böylede iyi... http://www.youtube.com/watch?feature=fvwp&v=sxK15Y4w_U0&NR=1

Umutsuz gözler ve sigara küllerinin hatrına...

                Biz mutluluk için geçici bir andık sevgilim...Senin umutsuz gözlerin ve sigara küllerin vardı,               benim ise titreyen ellerim ve de dolan gözlerim.Sen anlatırdın hep,ben ise seni senden defalarca      dinler gibi bakarak seni ne kadar sevdiğimi söylerdim kendime.Sen duymazdın ama bunu içimden konuşurdum hep korkardım ve sen bunu bilirdin...        Sustuğumuz anları hiç bilmem mesela çünkü;sen hep meşguldün ve ben hep seni dinlemeye mahkum beyin damarlarında zincirleri olan bir azılıydım.Anlatırdın bana saatler geçer sendeki zamanlar geçer ama o anlatma isteğin hiç geçmezdi. Bense seni biraz daha görebilmenin huzuruyla   yapardım sabahı ve sonrasında sen uyurken izlerdim seni...            Gittin sevgili hem de hiçbir şey demeden beni zincirlerimle bırakarak gittin benden...Bir gece  bana hi...

kısa'dan

Dinle ey geçmiş seni müfredattan kaldırdılar! Yeni insan isimleriyle dolu bir alanda seni düşünmemek için hafızamı silip attılar benden...Tenimde yer ettiğim morluklara bile başka cevaplar verir oldum. Sanırım ben deliyim ve burası bir düzen bu bir düş hem de çok kötü bir düş...                          Ellerim peki ? Onlar neden hala çaresiz ve çekimser...                         Dinle geçmişim seni kaldıramıyorum artık ...Gücümü kırdılar.
Gidişimin nedenlerini bulmaya gideceğim bir gün. Bir gün mutlaka hoşçakal diyeceğim şuana kadar hiç bir zaman merhaba demediklerime... Epey mastar-ekli kelimem cümle oldu çoktan. Emir kipleriyle inceden bir münasebet içinde... Ama hiç emretmedim ben. Küfrettim çokça, bağırdım çağırdım ama emretmedim. Astığım astık kestiğim kestik olmadı hiç. Gidenlere yalvarmadım demek isterdim ama yalvardım gitmesin diye. pek çok güzel sabahım bitmesin diye yalvardım çıkmadım yataktan. Ama onlar çıktı. Sevdiklerimi sevdiğimi hiç gizlemedim. ama gizledi onlar, beni sevmediklerini. Hiç bir zaman "bitti" dediklerini anlamadım bitmesin dedim ben. Bitemez! demedim mesela... Sevdim ya ben sevilesi tüm insanları sevmediler beni. sevenleri saymassak şayet. Özledim ben herşeyi. Yanımda olmadığı kadar. Sıkıldım yanımdakinden. Bir gece kalktım gittim. Özür diledim sonra... kabul etmeyeceğini bildiğimden. Gelmesin istedim çünkü...  şimdi özür diliyorum Tüm yapmadıklarım adına tüm yaptıklar...

Bölüm 6 Bu yasaklar aşık etti beni...

bilgilendirme bab 1 - ilk 5 bab gibi... bilgilendirme bab 2 - erkeklerin bir muhabbeti... Bir akşam vakti. Bir pier gecesi. Hava koşullarından bağımsız çalışan klima sayesinde kış aylarında hissediyorum kendimi. İlk kez geldim tek başıma. Yaz ortasında kış dünyasına. Hemen hemen herkesin yapacağı gibi bar sandalyesinde tezgahın önündeyim. Elimde rakı... Rakı ve ben alışık bir ikiliyiz lakin bir bar olunca çevre ikimizde pek bi yadırgıyoruz biririmizi. Bira bardakları kırgın gibi bakıyorla bana. Yılların ilk ihanetini gerçeklaeştirerek içiyorum rakıyı... Konuşma ihtiyacı duyuyor insan tek başına gidince bara ve buna uygun bir yüz var tam yanımda. Başlıyoruz konuşmaya kesik kesik. Bir derdim yok ama varmış gibi davranıyorum nedense. Sigarayı daha bir derin çekiyorum içime. Ciğerlerim isyanda... Çok geçmeden başlıyor karşımdaki adam anlatmaya. Buna ihtiyacı var belliki. Cümlelerinin arasına virgül bile koymuyor. Herşeyi anlatıyor bana. Tanımadığı için muhtemelen. Onu yargıl...

Açıklanmasını İstediğim Şeyler Var!

Resim
Kefkende geçirdiğim günlerde bira içmek ve denize girmek dışında yaptığım tek şey. sahilde düşünmekti... Denizi iki bölüme ayrımıştım kendimce. İlk kısım yosunların karaya vurduğu, çürümüşlerinin ağır bir koku yaydığı ve kum namına pek birşey olmayan bölüm. ikinci kısımsa; bolca kum, temiz ve berrak bir suya sahip geniş alan. Hangisinden girilmeli denize? Evet evet aynı senin gibi düşündüm bende sevgili okuyan. Lakin gel gelelim sorunsalımıza... "yalnızca 4 adet insan ilk kısımdan girmeyi tercih ediyorlar denize. Yüzlerinden analize kalkışıyorum onları... sanırım o evet evet kesinlikle o. Dün gece ben denizi izlerken kıyıda az biraz birayla o amca ayaklarını kokunun kaynağı olan dereye yatırmış rakı içiyordu... ve o teyze... onuda hatırlıyorum pazardan bişeyler alırken "hangi renk olsun abla" sorusuna ver birini diye karşılık veren teyze... Araştırmam derinleşmeye başlıyor ben kıyıdaki bar sandalyesinden kalkarken... Gözümü otoyola çeviriyorum. Keskin bir U d...

Demem Söz

Tüm bildiklerimi unutcak kadar yaklaşmıştım sana. Sonra bir sabah oldu dünyada  aramadım ve aramadın. ölüm gibi bişey oldu sonuç olarak. evet evet asafın dediği gibi herşey. kimse ölmedi.... Uzun uzadıya bakıyorum sana şimdi. Bu sefer engelsiz herşey. Tasarlanmış bir gün sabahı gibi... Ekisk birşey mi var anlayamadım . diyesi geliyor insanın. Demiyorum ama. Demiycem de. Diyemem ki Oyun değil ki bu. Jetonumda yok üstelik. Hakkım yok.

Recep Akdağ

Resim

Renk

Renkler ve zevkler tartışılmazmış... Palavra! zevkler tartışılmasın ama renkler öyle bir tartışılırki... imza bir kör... Bi'şiirdi bu. Epey zaman geçti ilk okuduğumdan bu yana. Anlamını aynı tutarak uydurmaya başladım bende kalan kısmını. meslek olarak bir nevi ressamlığı seçtim ben. Tuvalleri yada duvarları boyamak yerine gözleri boyayan. Sihirli bir boya var elimde. Adına manipülasyon dedikleri. Ne istersen onu gösteren ve açlığını sonsuzlaştıran. Hayatın boyunca peşinden koştuğun tüm her şeyi sen yaklaştıkça senden uzaklaştıran. Ömür boyu mutsuzluğunu sağlayan bir meslek sahibiyim. Şuana kadar kimse benden gerçeği istemedi. Fotoğraf çektim güzel çıksın dediler, yetmedi photoshoplada görelim'i eklediler. Şimdi yalvarıyorum ki sana ... Gözlerini boyama. Başka bir göz rengiyle olsada. Bırak kendi renksizliklerinde kalsınlar. Dünya her gün mavi. ve her gün mutlak bir siyahlığa kavuşuyor. Renkler yeteri kadar var dünyada . Boyama gözlerini. bir başka göz rengi...

Göz rengine boya beni yavaş yavaş

Resim
Ne olursun göz rengine boya beni yavaş yavaş....Derinlere in men gerektiğinde ben susarım sana....  Dört duvarlar arasından yazıyorum bunları sana ışıklarımı kapattığım andan beri var olan içimde  biriktirdiğim 'kadar'lar kadarsın ...      Kafası güzel olan şu benliğimde senle her gün bir kez daha  sarhoş olduğumu anımsadım birden ve yaktım bir sigara duman dumana boğdum bizi....         Ellerindeki kül kokusu içinde karışmak istiyorum bir kerede sıkmalısın beni beyazım siyahıma dönmeli ve ben kendi ter kokumu senin parmak aralarında salmalıyım...Hayatın yetiştirdiği küçük kadınlardan biriyim aslında çok basit bir kalbim,fazla dik başım ve de namahrem bir yanım  var.   Bunlar herkesçe bilinenler...  Bir de ben anlatayım dinle beni ! Çocuk yaşlarda büyüdüğüm günün birinde sana olan inançsızlığımla gelişirken o narin ve de el değmemiş ruhumu sana sunmak istedim bir anda ve anladım ki, bir anda ben hem kendimi hem de dün...

araf

Resim
     Yalnızlık kutsayıcıdır. Acılarımızla yüzleşemediğimiz zamanlarda da yalnızızdır. Her aşkımızın gözlerinde çocukluğumuzun en güzel anılarını ararız. Mucizeler bekler yalnızlıktan ve yorgunluktan hep gitme hayali kuran ruhlarımız. Terk edildikten sonra üzerimize yapışmış olan ikinci el yalnızlık ile aynaya baktığımız zaman, sorduğumuz sorunun yanıtıdır Araf. Sevmek mi sevmemek mi? “Araf” tadır artık ruhumuz. Gidenin kalana bıraktığı sorular ile hataların toplamından azat edilmeyi bekler bedenlerimiz. Seni düşünmek veya düşünmemek; olup biten budur.          Kalbimde ve avucumda bize dair binlerce anı ve gece! Geceler boyunca hesaplaşmalarımız… Tek başıma giriştiğim mahkemelerim ve bizden geriye kalan: Bana bıraktığın ucu bucağı olmayan soru işaretleri… Bir yalnızlık rapsodisi bu! Geceler boyunca seni düşünüyorum. Elimde kalansa fotoğraf kareleri ve anımsamaktan korktuğum anılarım. Yenilmenin yüzleşmesi yoktur.   Hani hayata kar...

çekyat

Resim
Bir dolu karın ağrısı, ağız dolusu kahkaha biraz künefe ve yeteri miktarda sigarayla girmeyi isterdim yazımtrak dünyaya ama olmadı. pantolonumu pijama eylemiş hiçdeğişmez yatağımdayani bir başkaevde uyuyayazmalarımın ortasında yazıyorum ey okuyan. Bu yattığım çekyatın pek ilginç bi tarihi var bende. Hoş zaman içerisinde şeklen değişmiş olsa bile hala "salondaki çekyat" ideası sabit olduğundan aynı tadı verebiliyor bana.Bir aşklaşma merasimim burda bitmişti.ve pekte uzun olmayan bir yılın ardından yeni bir aşklaşma törenimin temelleride burada atılmıştı. Ve şimdi aynı çekyattan sesleniyorum sana okuyan. Birkaçetrafı boyalı hatıranın olduğu koltukta artık bana yer yok.Uyumak bir işkencenin ilk seansı gibi.Hani işkenceye başlamadan evvel bir kova suyla uyandırır ya işkenceci kurbanını aynen öyle benim durum. HErneyse okuyan; Bugün fizikkurallarının dışında konuşmalıyım seninle. Çünkü bu çekyata yalnız uzanırsam sığamıyorum. Lakin çoğaldıkça bu çekyatta ben ve benim aklımd...

... Ve başlıyor yine bitemeyesice!

Resim
Her uyandığımda sevgili okuyan tüm bedenimden siliyorum ölü piksellerimi. Her gün kana-kan yöntemiyle benden aldıkları hücrelerimi... "liseli ergen bir çocukmuşum gibi aynanın karşısında, sivilce avcısı gibi yoluyorum tüm dünden kalan piksellerimi." Her yeni umutlu bekleyiş, farklı bir çöküşün jeneriği oluyor. Karın ağrısı ve peşinden gelen bulantı. kusmuyorum ne var ki. biriktirmek gibi bir derdim de yokken üstelik. işlevini yitirmeye başlamış paket lastikleri gibi günbegün genişliyorum. büyüdüm sanırken ben bitmekte olduğumu fark edemiyorum. Hiç bir alkol kombinasyonu paket lastiği hazzı vermiyor bana. Sözün özü sevgili okuyan. Ne sen okuduğundan bi bok anlıyorsun. ne ben yazdığımdan. Karmaşamı lazım hala sana. ?

BOKTAN HAYAT SANA İÇESİM YOK BUGÜN

Resim
Küçük bir kız çocuğu olduğunuz zamanlar yapma bir bebeğe yüklediğiniz anlam kadar varsınızdır.Hayatta ona yemek yedirmek kadar zahmetli bir şey yoktur sizin için çünkü.Zaman zamanı da sardıkça kız çocuğunuzu düne sarıp,sarmalayıp hatta bir kutuya koyup ağzını da sımsıkı bağlayıveriyorsunuz.Çünkü ilgilenmeniz gerekenler artık bez bebekler değil,son derece değişen ve de değiştiren dünya halleridir.           Zaman geçtikçe kadınsılaşan ve de merhametten laçkalaşan duygularınız size gelgitlerden çizgiler yaratır.O çizgiler o kadar derin ve de anlamsızdır ki, aslında bazen kapalı kutu olduğunuzu düşünüp bir ilah yarattığınızı sanarsınız,bazen de merhamet sözcüğünü çok çabuk kullanmanın size ödettiği şartlar altında çürüyüp gidersiniz. Ama seversiniz de kendinizi sizden iyisi de yoktur hani.        Yüreğinizi taşlaştırmanız gerekir kimi zamanda.... Çünkü insanlar hep kötüdür ve hayat son derece sevimsiz gelir.Yaşamak için kendinizi çok yete...

Yan'N City, Yan!

Resim
"Alışveriş merkeziniz de yanmış. E yaşanmaz artık orada." Biraz düşünmeye başladım bu sözü duyunca. Başta dedim ki kendi kendime, o kadar kıyafet ziyan oldu, hadi onu geçtim sinema salonu yandı, sinema izlerdik orada ara sıra; her ne kadar pahalı olsa da sinema bileti bir öğrenci için. Bize ne olmuş, bu neoliberal kent çılgınlığı ne hale getirmiş bizleri bir düşünelim? Önce birkaç alışveriş merkeziyle geldiler bize. İçerisinde bir dolu uluslararası mağaza zincirleriye geldiler. Fast food zincirleriyle geldiler. Güzel şeyler vaat ettiler. Süslü püslü kıyafetler, işçilerin çok ucuza ürettiği naylonla karışık ucuz tshirtler... Ölüm riski alarak merdiven altı işletmelerde aç kalmamak için işçilerin kumladığı kotlar; daha sonra ne bileyim, pahalı mücevherler, takım elbiseler, kokoşlar için üretilen ayakkabılar, kocaman dev çantalar, dev hamburgerler, pizzalar... Say say bitmez. Bir süre sonra da gittikçe artan AVM çılgınlığı içerisinde bulduk kendimizi. İzmit'li olmasam da, İz...

Bir melankoli hali...

Resim
Ben bunları kimseye anlatmadım, kendimle bile konuşmadım demiş bir abimiz. Bir tek sen duy diye de değil, duymayacağını yada görmeyeceğini bile bile yazıyorum bu satırları... Platonik takılan bir ruh halindeyim... Gecenin sessizliğinde basan efkarımı dağıtacak belki de bu şarkılar sadece. Çok bir şey de değil belki yaşanılan, geriye arta kalan... Kısa bir geçmiş, sadece küçük bir anı, insanın ruh halinde büyük bir etki bırakırmış bazen; belki de ondan. Ve güneş bugün umutsuzca doğuyor, bense kendimi kandırmaya çalışıyorum... Oysaki, yakın zamanda bir balıkçı teknesinde şarap içiyor olabilirdik seninle başbaşa mesela. Belki de bilinç altımın derinliklerine bırakmalıydım kendimi, rüyalara dalmalıydım sadece, teselliyi bulmak için... Teselli bulmaya yöneltecek beni ne oldu ki bir anda böyle... Duyguların kesintiye uğradığı bir sonbaharda kaybetmişiz bir şeyi ondan herhalde. Demek isterdim ki... Benimle yürümek ister misin, fazla uzağa değil; Bir yada iki yıl zamanının sonunda. Konuşmayaca...

Kimde özgür,Kimde esir

Resim
Şimdilerde hayata korkarak hayvan misali bakmak moda sanırım ...Dürtülerle yaşanan  sevgiler nereye kadar? Asıl istediklerimiz yanı başımızda bitiverenler mi,yoksa hiç yanımızdan geçmeyecek olanlar mı?                                                                                                                                                                                                     Bazı zamanlarda duvarımdaki Nazımla göz göze geliyoruz.O'na :'Şimdi sana senden sonraki sevgileri ve ...

Gece insan bazen sıkılır

Resim
Sabah kursa kalkamayacağı korkusuna karşın uyumaya direnen bir insan, ahanda bu ben oluyorum sevgili oku(ma)yan. Değerli dostum arkhes, dergi mergi tasarlarken ben de boş boş takılıyorum. Yalnızlığın orta yerinde sersem bir kafayla uykuya pasif direniş (pc başında) gösterme halleri mevcut bünyemde. Bu arada, geçen ay gelen 230tl doğalgaz faturasının acısı içime oturmuş olacak ki; g.t korkusundan yakamıyorum kombiyi, e haliyle g.tum donuyor. Geçen gün de İstanbul' a uğradım. Aile evinden; çamaşır deterjanı, zeytin, ketçap(?) , kayısı ve badem şekeri (babaannem sağolsun) vb. bilimum şeyler aldım. Banyodan çamaşır deterjanı aşırırken babam gördü. Sonra dedi oğlum para yollamıyor muyuz biz size. Hani az buz da değil paketin yarısını arakladım. E dedim 230 tl doğalgaz ve 85 tl elektrik faturası (açma kapama ceza ücreti dahil) geldi baba, işte kış masrafları cart curt falan. Hani bana en çok koyan da; parasızlıktan ötürü 'Bülent Ortaçgil' konserine gidemeyecek olmam her...