Kimde özgür,Kimde esir

Şimdilerde hayata korkarak hayvan misali bakmak moda sanırım ...Dürtülerle yaşanan  sevgiler nereye kadar? Asıl istediklerimiz yanı başımızda bitiverenler mi,yoksa hiç yanımızdan geçmeyecek olanlar mı?                                                                                                                                                                                     
       
       Bazı zamanlarda duvarımdaki Nazımla göz göze geliyoruz.O'na :'Şimdi sana senden sonraki sevgileri ve insanlıkları anlatmak isterdim amma velakin senin mısralarında kalmak daha gerçekçi kılıyor yaşamı' diyorum. Adaletsizlik içinde kıvrandığımız şu günlerde biliyorum ki, bizler sadece küçük birer noktalarız. Çünkü; bilirim ki adalet sadece var olan sistemin değişmesiyle değil, kendi iç dünyamızın katılaşan ve de kuruyan çukurlarınında sona ermesiyle olacaktır Sonuçta önce insan diyen birinin bir insanı zedeleyip adaletsizliğe kafa tutması ne kadar gerçek olabilir ki?
       
       Korkuyoruz! İnsana yanaşmaktan,yüreğine dokunmaktan imkansızı sıradanlaştırmaktan korkuyoruz...  Kendi dengesizliklerimiz içinde bizler belkide en doğrusuyuz,en güzeliyiz ya da en güzel seveniyiz evet.Ancak bir başkasına göre en dengesiz de biz değil miyiz? Böyle çala kalem bir hayatta ne kadar mükemmel olanız? Saplantılarımızı zevkleştirmişsek, yarından tir tir titriyorsak kiminle ısındığımızın ne anlamı var...Sevdiğimiz kadar özgürüz belki de seviştiğimiz kadar esiriz çünkü biliriz ki kimse duygularını alıp da dokunmuyor.


                                          Saygılar sadece dokunarak ısınan tenler ve mükemmel  beyinler...


                                         
                    

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yaz

Kozmos'un Rengi

Atlantis