Bölüm 6 Bu yasaklar aşık etti beni...
bilgilendirme bab 1 - ilk 5 bab gibi...
bilgilendirme bab 2 - erkeklerin bir muhabbeti...
Bir akşam vakti. Bir pier gecesi.
Hava koşullarından bağımsız çalışan klima sayesinde kış aylarında hissediyorum kendimi. İlk kez geldim tek başıma. Yaz ortasında kış dünyasına.
Hemen hemen herkesin yapacağı gibi bar sandalyesinde tezgahın önündeyim. Elimde rakı... Rakı ve ben alışık bir ikiliyiz lakin bir bar olunca çevre ikimizde pek bi yadırgıyoruz biririmizi. Bira bardakları kırgın gibi bakıyorla bana. Yılların ilk ihanetini gerçeklaeştirerek içiyorum rakıyı...
Konuşma ihtiyacı duyuyor insan tek başına gidince bara ve buna uygun bir yüz var tam yanımda. Başlıyoruz konuşmaya kesik kesik.
Bir derdim yok ama varmış gibi davranıyorum nedense. Sigarayı daha bir derin çekiyorum içime.
Ciğerlerim isyanda...
Çok geçmeden başlıyor karşımdaki adam anlatmaya. Buna ihtiyacı var belliki. Cümlelerinin arasına virgül bile koymuyor. Herşeyi anlatıyor bana. Tanımadığı için muhtemelen. Onu yargılayamayacak kadar içtiğimden belkide.
"İş yerinde ki bir kadından bahsediyor. Aşık olduğundan falan filan...
-Seni red mi etti diyorum kırık bi sesle.
-Sormadım ki diyor...
Devam etmeye başlıyor virgülsüz cümellerine.
Onun gözlerin anlatıyor, bakışlarını anlatıyor, ona bakışlarını anlatıyor.
Birşeylere ikna etme çabası var adamın üstünde. yapış yapış duruyor, anlatıyor ikna etmek için beni yapışkanlık zamka dönüşüyor gidemiyorum bir türlü...
Bir nefes aralığında dalıyorum yapış yapış konuya.
Kim bu diyorum Neden sormuyorsun neden söylemiyor birşey sana...
Ve çıkartıyor ağzındaki baklayı.
Çünkü o bir sevmiyor beni...
Ve ardarda peşpeşe çabucak aklına hangi sıfat gelirse öyle işte öyle büyük bir hızla giriyorki terar lafa düşünmeye bile zaman kalmıyor. hemen sıralamaya başlıyor cümleleri.
Kendini aklamaya çalışan ve başaramazsa biraz sonra kurşuna dizilecek biri gibi davranıyor..
Bilmiyorum diyor. Bilmiyordum.
Ve seviyorum diyor şimdi.
Ne yapayım seviyorum.
Şerefe diyorum...
Şerefe diyor.
bilgilendirme bab 2 - erkeklerin bir muhabbeti...
Bir akşam vakti. Bir pier gecesi.
Hava koşullarından bağımsız çalışan klima sayesinde kış aylarında hissediyorum kendimi. İlk kez geldim tek başıma. Yaz ortasında kış dünyasına.
Hemen hemen herkesin yapacağı gibi bar sandalyesinde tezgahın önündeyim. Elimde rakı... Rakı ve ben alışık bir ikiliyiz lakin bir bar olunca çevre ikimizde pek bi yadırgıyoruz biririmizi. Bira bardakları kırgın gibi bakıyorla bana. Yılların ilk ihanetini gerçeklaeştirerek içiyorum rakıyı...
Konuşma ihtiyacı duyuyor insan tek başına gidince bara ve buna uygun bir yüz var tam yanımda. Başlıyoruz konuşmaya kesik kesik.
Bir derdim yok ama varmış gibi davranıyorum nedense. Sigarayı daha bir derin çekiyorum içime.
Ciğerlerim isyanda...
Çok geçmeden başlıyor karşımdaki adam anlatmaya. Buna ihtiyacı var belliki. Cümlelerinin arasına virgül bile koymuyor. Herşeyi anlatıyor bana. Tanımadığı için muhtemelen. Onu yargılayamayacak kadar içtiğimden belkide.
"İş yerinde ki bir kadından bahsediyor. Aşık olduğundan falan filan...
-Seni red mi etti diyorum kırık bi sesle.
-Sormadım ki diyor...
Devam etmeye başlıyor virgülsüz cümellerine.
Onun gözlerin anlatıyor, bakışlarını anlatıyor, ona bakışlarını anlatıyor.
Birşeylere ikna etme çabası var adamın üstünde. yapış yapış duruyor, anlatıyor ikna etmek için beni yapışkanlık zamka dönüşüyor gidemiyorum bir türlü...
Bir nefes aralığında dalıyorum yapış yapış konuya.
Kim bu diyorum Neden sormuyorsun neden söylemiyor birşey sana...
Ve çıkartıyor ağzındaki baklayı.
Çünkü o bir sevmiyor beni...
Ve ardarda peşpeşe çabucak aklına hangi sıfat gelirse öyle işte öyle büyük bir hızla giriyorki terar lafa düşünmeye bile zaman kalmıyor. hemen sıralamaya başlıyor cümleleri.
Kendini aklamaya çalışan ve başaramazsa biraz sonra kurşuna dizilecek biri gibi davranıyor..
Bilmiyorum diyor. Bilmiyordum.
Ve seviyorum diyor şimdi.
Ne yapayım seviyorum.
Şerefe diyorum...
Şerefe diyor.
Yorumlar
Yorum Gönder