Yan'N City, Yan!



"Alışveriş merkeziniz de yanmış. E yaşanmaz artık orada."

Biraz düşünmeye başladım bu sözü duyunca. Başta dedim ki kendi kendime, o kadar kıyafet ziyan oldu, hadi onu geçtim sinema salonu yandı, sinema izlerdik orada ara sıra; her ne kadar pahalı olsa da sinema bileti bir öğrenci için.


Bize ne olmuş, bu neoliberal kent çılgınlığı ne hale getirmiş bizleri bir düşünelim?


Önce birkaç alışveriş merkeziyle geldiler bize. İçerisinde bir dolu uluslararası mağaza zincirleriye geldiler. Fast food zincirleriyle geldiler. Güzel şeyler vaat ettiler. Süslü püslü kıyafetler, işçilerin çok ucuza ürettiği naylonla karışık ucuz tshirtler...

Ölüm riski alarak merdiven altı işletmelerde aç kalmamak için işçilerin kumladığı kotlar; daha sonra ne bileyim, pahalı mücevherler, takım elbiseler, kokoşlar için üretilen ayakkabılar, kocaman dev çantalar, dev hamburgerler, pizzalar...

Say say bitmez.

Bir süre sonra da gittikçe artan AVM çılgınlığı içerisinde bulduk kendimizi. İzmit'li olmasam da, İzmiti var eden şey, işçisidir, emekçisidir, sokaklarıdır, marina'sıdır, tarihidir, doğasıdır. 4yıldır burada yaşamanın öğrettikleridir bunlar bana.

Marina'da bir balıkçı teknesinde yediğin balık ekmeğin tadı, Maşukiye'de ailenle veya arkadaşlarınla geçirdiğin hoş bir vakit, barında içtiğin bi bira, acısuda çay bahçesinde içtiğin bir çay, sanat sokağından geçerken ara sokaklardan geçen insanları izlemek; yürüyüş yolunda yağan yağmur eşliğinde müzik dinlerken yürürken bulmak kendini, bu değil midir aslında İzmit dediğin?

AVM'ye tıkılı bir sosyal hayat yaşamak, insanı çürüten asıl şeydir aslında. Kendini huzurlu hissettiğin ve o kocaman binaya kaptırdığın an, bitmişsindir sen.

İşte bu yüzden diyorum ki, yan N'city yan! Kimin umrundasın? Zaten yerine daha iyisini yapacaklar. Biz ise biraz düşünelim, ne kaybetti bu şehir? Koca bir hiç! Tek korktuğum şey; o lanet pet shopta sağlıksız koşullar altında tıkılı bir şekilde bir mal olarak vitrinleri süsleyen hayvanların yaşamını yitirmesiydi. Neyse ki böyle bir şey olmadı. Bir de tabi çalışanların işsiz kalması. O AVM'de olduğu gibi asgari ücret karşılığı güvencesiz koşullarda çalışmak için emekçilere iş var zaten. O da çok üzücü bir durum değil belli ki.

Şirketler mi ne kaybetti diye üzüleceğiz?

Merak etmeyin, onlar da bir şey kaybetmedi. Yeni bir yatırım, herşeyi hallediverir. Bu sefer daha görkemlisini yaparlar. Yeter ki siz isteyin. Ama en azından şu süreçte İzmit'te kısıtlı da olsa gerçek anlamda varolan sosyal hayatın içerisinde yer alın.

Paylaşmayı, tüketmek yerine üretmeyi deneyin, sokaklarını izleyin, insanlarını izleyin, dolaşın, sokak müzisyenlerine bakmayın; onları görün, İzmit saat kulesinin arkasındaki sokaklara bir göz atın, binalar içine tıkılmadan huzur bulmayı öğrenin.

Sokak sizleri bekliyor dostlar, özgürlük AVM'lerde değil; sokakta.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yaz

Kozmos'un Rengi

Atlantis