Aşk'ı İsyan...
Yazmayı unutmuşum, zamanın benim için bulanıklaştığı bir zamanda.Tekrar deniyorum gördüğün üzere; duygularımın yokluğunda kayıp bir insanoğluyum ama yine de ben.
Neyse. Kaskatı kesilir mi kalp bu kadar kısa vakitte. Dile kolay 1 yıllık yalnızlık. Nedense çabuk soğuyorum insanların kibirli hallerinden; özellikle biraz sevecen, içten davranınca triplere giren, kendini ulaşılmaz hissettiren kadınlardan. Beklentiye girenleri ve buna karşılık karşısındakine hiç bir ışık vermeyenleri de ayrı bir dert. Belki çekicilik bunda var diyeceksin. Benim için bu çekmeyicilik oluyor.
Soğukluğun yerini bir türlü sıcaklık alamıyor. Tabuları, saçmasapan kural(cık)ları olan kadınlardan anında soğumaya başlıyorum. Bu öyle bir soğukluk ki; bazen donan kalbimin çözülmesi için doğaüstü bir duyguya, ruhumu okşayan bir dokunuşa ihtiyacım olduğunu hissediyorum.
Halbuki ne ister ki bu gönül?
Ne cennet, ne de huri.
Kalplerin gözü açılsın,
Aşkın şarabı içilsin tüm şehvetiyle tek bir elden,
Ama nerede o canan, yarayan şu gönüle varmayan
Izdırabını s.keyim dünya, niye varsın ki o zaman.
(Ömer Hayyam'dan esinlenmeden de edemedim Aşk'ı isyan ederkene. Saygılar üstad, bu dizeleri sayende yazdım.)
Yorumlar
Yorum Gönder