Açıklanmasını İstediğim Şeyler Var!
Kefkende geçirdiğim günlerde bira içmek ve denize girmek dışında yaptığım tek şey. sahilde düşünmekti...
Denizi iki bölüme ayrımıştım kendimce. İlk kısım yosunların karaya vurduğu, çürümüşlerinin ağır bir koku yaydığı ve kum namına pek birşey olmayan bölüm.
ikinci kısımsa; bolca kum, temiz ve berrak bir suya sahip geniş alan.
Hangisinden girilmeli denize? Evet evet aynı senin gibi düşündüm bende sevgili okuyan. Lakin gel gelelim sorunsalımıza...
"yalnızca 4 adet insan ilk kısımdan girmeyi tercih ediyorlar denize. Yüzlerinden analize kalkışıyorum onları... sanırım o evet evet kesinlikle o. Dün gece ben denizi izlerken kıyıda az biraz birayla o amca ayaklarını kokunun kaynağı olan dereye yatırmış rakı içiyordu...
ve o teyze... onuda hatırlıyorum pazardan bişeyler alırken "hangi renk olsun abla" sorusuna ver birini diye karşılık veren teyze...
Araştırmam derinleşmeye başlıyor ben kıyıdaki bar sandalyesinden kalkarken...
Gözümü otoyola çeviriyorum. Keskin bir U dönüşünün hemen dibine... Kefken'de onlarca piknik alanı ve deniz kıyısı varken. Eksoz kokularının ve gürültünün arasında piknik yapanlara takılıyor gözüm...
Neden?
Neden oradalar. Piknik yapabilecekleri alanlar gırla giderken neden o yol kenarına konuşlanmışlar?
Evet işte gene o amca ve teyze orada!
Düşündükçe geriliyorum. Daha iyisi varken 1 adım ötelerinde neden "kötü" olanı seçiyorlar...
Acaba insanın doğasındaki "herzaman daha iyi" dürtüsü yalan mı? Bizmi uydurduk kendi hazlarımızdan kaynaklı?
Ben bunları bir çırpıda anlatırken ağzımdaki dürümle cebelleşiyorum.
Hayır diyor dış ses... az sonra farkediyorum Umut'u, karşımda duruyor... Anlatırken ben unutmuşum varlığını bile...
Estetik kaygılarla yapmadıkları için hiç bir eylemi, haz almıyorlarki eylemlerinden. Gereklilik üzerine kurulu yaşamlar yaşıyorlar çünkü.
"Pikniğe gitmek lazım"la başlıyor cümleleri ve gidiyorlarda. Nasıl olduğu önemli değil. Piknik olması kafi diyor bana.
Olabilirmi gerçekten.
İnsan estetik kaygılardan kurtulabilir mi
daha iyiyi isteyen insan doğası daha kötüye özenebilir mi?
Tamam pekala biliyorum doğada "daha kötüye" uyum sağlaya bilen tek canlı olduğumuzu. Ama bu kadar olmamalı değil mi?
Olamaz değil mi?
Birşey söyle sevgili okuyan
Denizi iki bölüme ayrımıştım kendimce. İlk kısım yosunların karaya vurduğu, çürümüşlerinin ağır bir koku yaydığı ve kum namına pek birşey olmayan bölüm.
ikinci kısımsa; bolca kum, temiz ve berrak bir suya sahip geniş alan.
Hangisinden girilmeli denize? Evet evet aynı senin gibi düşündüm bende sevgili okuyan. Lakin gel gelelim sorunsalımıza...
"yalnızca 4 adet insan ilk kısımdan girmeyi tercih ediyorlar denize. Yüzlerinden analize kalkışıyorum onları... sanırım o evet evet kesinlikle o. Dün gece ben denizi izlerken kıyıda az biraz birayla o amca ayaklarını kokunun kaynağı olan dereye yatırmış rakı içiyordu...
ve o teyze... onuda hatırlıyorum pazardan bişeyler alırken "hangi renk olsun abla" sorusuna ver birini diye karşılık veren teyze...
Araştırmam derinleşmeye başlıyor ben kıyıdaki bar sandalyesinden kalkarken...
Gözümü otoyola çeviriyorum. Keskin bir U dönüşünün hemen dibine... Kefken'de onlarca piknik alanı ve deniz kıyısı varken. Eksoz kokularının ve gürültünün arasında piknik yapanlara takılıyor gözüm...
Neden?
Neden oradalar. Piknik yapabilecekleri alanlar gırla giderken neden o yol kenarına konuşlanmışlar?
Evet işte gene o amca ve teyze orada!
Düşündükçe geriliyorum. Daha iyisi varken 1 adım ötelerinde neden "kötü" olanı seçiyorlar...
Acaba insanın doğasındaki "herzaman daha iyi" dürtüsü yalan mı? Bizmi uydurduk kendi hazlarımızdan kaynaklı?
Ben bunları bir çırpıda anlatırken ağzımdaki dürümle cebelleşiyorum.
Hayır diyor dış ses... az sonra farkediyorum Umut'u, karşımda duruyor... Anlatırken ben unutmuşum varlığını bile...
"Pikniğe gitmek lazım"la başlıyor cümleleri ve gidiyorlarda. Nasıl olduğu önemli değil. Piknik olması kafi diyor bana.
Olabilirmi gerçekten.
İnsan estetik kaygılardan kurtulabilir mi
daha iyiyi isteyen insan doğası daha kötüye özenebilir mi?
Tamam pekala biliyorum doğada "daha kötüye" uyum sağlaya bilen tek canlı olduğumuzu. Ama bu kadar olmamalı değil mi?
Olamaz değil mi?
Birşey söyle sevgili okuyan
"seçenekleri yaratan seçenin kendisi değilse eğer bu köleliktir, kişilik ve benlik kaybıdır.." - Hallac-ı Mansur
YanıtlaSil