Kayıtlar

Sonra bir baktım ki....

Resim
Bundan kaç bilmemdir o kadar zaman öncesinde sigarayla başlayan zamanlarıma yeni mutfak dolaplarımla,okuduklarımla,hatrımdalarla yazayım demedim değil.Büyümekten bahsetmeyeceğim hiçbir zaman çünkü ben büyüme taraftarı olan,en azından büyümenin sancılarını buram buram anlatan biri değilim ama sancılı ruhumu sevmiyor da değilim hani.Yaz dedikleri gün dedim kendi kendime benim cümlelerim nasıl kağıtlara dökülür?Kağıt kalem hali uslup gerektirir,ben çok rahat anlatırım yadırganırım,hadi yadırganmayı geçtim de zaten anlatamam konu o.       Geçenlerde bir muhabbet oldu çay içerken biz ben ve diğerleri daha doğrusu,sen dedi biri sevmek için yaratılmışşın,şu siktiğimin tanrısı seni sev diye yaratmış.Düşünmedim değil,demek    öyle gözüküyorum,aynalara bakmadım nicedir başkası benim gördüğüm gibi görmezmiş ya,bende onları onlar gibi duyamadım...Ama aynı yerlerin bir yerinde çokta derin değil ya,kesişiverdik,bağladı sımsıkı beni ayrılamamış olacağım ki, yazıverdim baksa...

Ben Bir Ceviz Ağacıyım

Resim
                  İnsan havadan sudan seve seve bağımlısı olduğu saplantılı sancılarından vazgeçiyormuş ki;   birkaç cümle okuyup kendine gelir gibi olana kadar.Bir ağaç gibi ruhsuz durup ruh verenlerden  olmak günlerdir zorlar azizim. ..

Sakız

Resim
Yürüyorum ya ben şimdi. Bütün deniz üstüme üstüme geliyor fıskiyelerden. Yürüyorum ya ben şimdi Yol bana inat bitiyor Yürüyorum ya öylesine Sahil bitiyor, Beton oluyor Korkmuyorum ya şimdi Betondan koca bir şehir oluyor. Şehir büyük... Beton sert. Yürüyorum ya ben bu şehrin yürüyüş yolunda Yol bi yere gitmiyor. cebimde 2 sakız kalıyor geriye... Çiğnesende bitmiyor...

Duy

Resim
Bağırıyorum ya buradan sana. "Duymuyorsun."                                                                    - Biliyorum..     Bir şeyler fısıldıyorsun belli belirsiz  "Duymuyorum."

Oyle cok içelim ki seninle,

Resim
Korksak ta sonradan Öyle çok bakalım ki birbirimize, Korkalım.. Utansak ta ayılınca Öyle çok içelim ki seninle, Utanalım... Öyle çok olalım ki bir gün geriye hiç bir şey kalmasın bizden. Sen karalar ol, ben denizler...

İnceden...

Resim
Bu yazıyı herkes okuya biliyorken bir sen anla istiyorum. Adını söylemek tehlikeli. Seni görmekte... Düşünmek... hepsinden beter... Aklımdasın ama her şekilde. Kefken'desin, sahildesin, gözümün önündesin istediğim her an istediğim kadar. Yakınsın bir kedinin yanımda durması gibi. Hareket edersem kaçacaksın. sana bakarken eline uzanmamak imkansız... Uzak değilsin ama özlenensin. Özlem kronik bir hastalık senin yüzünden. Varlığın çözemiyor yokluğunda hissedileni... Bu yüzden suskunluğum konuşurken seninle. Senin sesini dinlemelerim bu yüzden. Bu yüzden konuşmaya çabalamam. bu yüzden anlamsız oluşu cümlelerimin. "Senin şarkın çalıyordur belki şuan bir radyoda                                                     ve elinde bir kadeh Dostlarına bahsederken şarkının en sevdiğin yerinden Bende birama bahsederim belki senden ...

Eflatun

Resim
Dünyayı yönetmek için paraya ihtiyacım yok.                                       güce i htiyacım yok .                                                                       Hatta                                                                       kimseye ve hiç bir şeye ihtiyacım yok. Lazım olan bir şişe yeşil peri. Lazım olan düş kurabilme yeteneği. "karanlığa yeterince bakınca insan bir şeyler görebilir kanımca" ama yoktur sonuçta. Korkularımızdır karanlıktaki perdeyi insana çeviren. "dünyaya yeterince bakınca insan yönetebilir kanımc...

Uzakları yakın eden radyo!

Resim
Aklımdan hiç çıkmadı bu slogan. Hiç uzağa gitmemiş olsam da. Üstelik teknoloji çağında uzak kavramının anlamsızlaştığı zamanlarda... Nostalji ilgimi çekmiştir zaman zaman ama hiç radyo dinlemişliğim yoktur mesela benim. Alışamadım bir türlü sıradaki parça sana gelsin edebiyatına. Programlarıda dinleyemem zaten. Birinin sürekli konuşmasına alışkın değilim.  Radyo programlarını dinlerken her zaman kendimi cevap verirken buluyorum radyoya... Bir radyo modu var lakin şuan üzerimde. " Akşam olur mektuplar hasretlik söyler              Zagrep  radyosunda  lilimarlen türküsü" Zagrep'te ki bir radyocu lilimarlen'i mi çalar inatla bilemem ama dinlemek isterdim. Herneyse... Zagrep değil uzak olan   bisikletim   olduğu sürece sorun yok mesafede. De... Sorun ne? Sorun... Söylerim belki...

Bisikletim

Resim
Kimse kalmasa etrafta Ölü piksellerimizi gömsek beraber Sessiz olsa Yargılanmasak Yargılanmayacağımızı bilsek Birde içsek... Ağzın olsa Bisikletim

Doğmayaydım İyiydi...

Resim
"Bugün benimm doğum günüm Hem mutluyum hem yastayım bir ajansta deri koltukta babamın evlendiği yaştayım" Görüldüğü üzere öyle pekte kafiyeli bir hayatım yok. Kimsenin yaşamadığı şeyleride yaşamışlığım yok. Mesela torunuma torbama anlatacağım önemli bi hus yok                                                                      Şimdiye kadar tabii                                                   ...

Terliklerini Alıp Gitme Vaktidir Sevgili

Resim
      Şimdi kızmayı bitiren bir kadının sigarasındaki yerdesin sevgilim.Az kaldı gittikçe nefes çekişlerim küçülecek ve sen öleceksin...  Halbuki, nasıl da unuturum bana geldiğin anlardaki sefilliğini ve duygu dolu yatak örtülerine olan açlığını...Ancak işte ne var ki sevgili,bir adım attın      evet bir adım da ben atacakken sen dondun ve kaldın. Sertleştin,katılaştın,sebepsizleştin ve de doydun...Kelimelerim vücudundaki kızarıklıkları yok edip,merhem etkisi göstermeye başladıkça sıktın beni ortamdan dibimden sıyırdıkça sıyırdın ve yere attığın kapağımla birlikte beni bir kenara kurumaya bıraktın....        Çocuksun sevgili bilirim.Benden uzaklaştıkça sen, içindeki çocukla hep aynı oyunu oynayacak, hep aynı şeylere küsecek ve de hep aynı yemekleri dökeceksin saksı altlarına bilirim.             Bir gün bir zaman belkilerini alacaksın önüne sevgili uzun uzun dizeceksin onları yan yana....

Aşk'ı İsyan...

Resim
Yazmayı unutmuşum, zamanın benim için bulanıklaştığı bir zamanda. Tekrar deniyorum gördüğün üzere; duygularımın yokluğunda kayıp bir insanoğluyum ama yine de ben.                                                                                                                                           Neyse. Kaskatı kesilir mi kalp bu kadar kısa vakitte. Dile kolay 1 yıllık yalnızlık.  Nedense çabuk soğuyorum insanların kibirli hallerinden; özellikle biraz sevecen, içten davranınca triplere giren, kendini ulaşılmaz hissettiren kadınlardan. Beklentiye girenleri ve buna karşılık karşısındakine hiç bir ışık vermeyenleri de ayrı bir d...

İçmiycektim o son birayı

Öyle nahoş ki ağrısı suçluluğun milim milim hissediyorum midemde. Geçmiyor. Her birada bir parça azalıyor, birkaç parça artıyor... Mehteran takımı kıvamındayım aklıma geldikçe sen. Gitmiyorsun da  Öylece bağdaş kurmuş orta yerinde midemin dönüyorsun sürekli mevlana modunda. Ağırlığına alışsam diyorum ama ne mümkün sürekli bir kıpırtı. Bir anlasam kafanın içinde dönen tilkilerin dilinden. ama bira kazası var. Alkolün zararları işte... Neyse böylede iyi... http://www.youtube.com/watch?feature=fvwp&v=sxK15Y4w_U0&NR=1

Umutsuz gözler ve sigara küllerinin hatrına...

                Biz mutluluk için geçici bir andık sevgilim...Senin umutsuz gözlerin ve sigara küllerin vardı,               benim ise titreyen ellerim ve de dolan gözlerim.Sen anlatırdın hep,ben ise seni senden defalarca      dinler gibi bakarak seni ne kadar sevdiğimi söylerdim kendime.Sen duymazdın ama bunu içimden konuşurdum hep korkardım ve sen bunu bilirdin...        Sustuğumuz anları hiç bilmem mesela çünkü;sen hep meşguldün ve ben hep seni dinlemeye mahkum beyin damarlarında zincirleri olan bir azılıydım.Anlatırdın bana saatler geçer sendeki zamanlar geçer ama o anlatma isteğin hiç geçmezdi. Bense seni biraz daha görebilmenin huzuruyla   yapardım sabahı ve sonrasında sen uyurken izlerdim seni...            Gittin sevgili hem de hiçbir şey demeden beni zincirlerimle bırakarak gittin benden...Bir gece  bana hi...

kısa'dan

Dinle ey geçmiş seni müfredattan kaldırdılar! Yeni insan isimleriyle dolu bir alanda seni düşünmemek için hafızamı silip attılar benden...Tenimde yer ettiğim morluklara bile başka cevaplar verir oldum. Sanırım ben deliyim ve burası bir düzen bu bir düş hem de çok kötü bir düş...                          Ellerim peki ? Onlar neden hala çaresiz ve çekimser...                         Dinle geçmişim seni kaldıramıyorum artık ...Gücümü kırdılar.
Gidişimin nedenlerini bulmaya gideceğim bir gün. Bir gün mutlaka hoşçakal diyeceğim şuana kadar hiç bir zaman merhaba demediklerime... Epey mastar-ekli kelimem cümle oldu çoktan. Emir kipleriyle inceden bir münasebet içinde... Ama hiç emretmedim ben. Küfrettim çokça, bağırdım çağırdım ama emretmedim. Astığım astık kestiğim kestik olmadı hiç. Gidenlere yalvarmadım demek isterdim ama yalvardım gitmesin diye. pek çok güzel sabahım bitmesin diye yalvardım çıkmadım yataktan. Ama onlar çıktı. Sevdiklerimi sevdiğimi hiç gizlemedim. ama gizledi onlar, beni sevmediklerini. Hiç bir zaman "bitti" dediklerini anlamadım bitmesin dedim ben. Bitemez! demedim mesela... Sevdim ya ben sevilesi tüm insanları sevmediler beni. sevenleri saymassak şayet. Özledim ben herşeyi. Yanımda olmadığı kadar. Sıkıldım yanımdakinden. Bir gece kalktım gittim. Özür diledim sonra... kabul etmeyeceğini bildiğimden. Gelmesin istedim çünkü...  şimdi özür diliyorum Tüm yapmadıklarım adına tüm yaptıklar...

Bölüm 6 Bu yasaklar aşık etti beni...

bilgilendirme bab 1 - ilk 5 bab gibi... bilgilendirme bab 2 - erkeklerin bir muhabbeti... Bir akşam vakti. Bir pier gecesi. Hava koşullarından bağımsız çalışan klima sayesinde kış aylarında hissediyorum kendimi. İlk kez geldim tek başıma. Yaz ortasında kış dünyasına. Hemen hemen herkesin yapacağı gibi bar sandalyesinde tezgahın önündeyim. Elimde rakı... Rakı ve ben alışık bir ikiliyiz lakin bir bar olunca çevre ikimizde pek bi yadırgıyoruz biririmizi. Bira bardakları kırgın gibi bakıyorla bana. Yılların ilk ihanetini gerçeklaeştirerek içiyorum rakıyı... Konuşma ihtiyacı duyuyor insan tek başına gidince bara ve buna uygun bir yüz var tam yanımda. Başlıyoruz konuşmaya kesik kesik. Bir derdim yok ama varmış gibi davranıyorum nedense. Sigarayı daha bir derin çekiyorum içime. Ciğerlerim isyanda... Çok geçmeden başlıyor karşımdaki adam anlatmaya. Buna ihtiyacı var belliki. Cümlelerinin arasına virgül bile koymuyor. Herşeyi anlatıyor bana. Tanımadığı için muhtemelen. Onu yargıl...

Açıklanmasını İstediğim Şeyler Var!

Resim
Kefkende geçirdiğim günlerde bira içmek ve denize girmek dışında yaptığım tek şey. sahilde düşünmekti... Denizi iki bölüme ayrımıştım kendimce. İlk kısım yosunların karaya vurduğu, çürümüşlerinin ağır bir koku yaydığı ve kum namına pek birşey olmayan bölüm. ikinci kısımsa; bolca kum, temiz ve berrak bir suya sahip geniş alan. Hangisinden girilmeli denize? Evet evet aynı senin gibi düşündüm bende sevgili okuyan. Lakin gel gelelim sorunsalımıza... "yalnızca 4 adet insan ilk kısımdan girmeyi tercih ediyorlar denize. Yüzlerinden analize kalkışıyorum onları... sanırım o evet evet kesinlikle o. Dün gece ben denizi izlerken kıyıda az biraz birayla o amca ayaklarını kokunun kaynağı olan dereye yatırmış rakı içiyordu... ve o teyze... onuda hatırlıyorum pazardan bişeyler alırken "hangi renk olsun abla" sorusuna ver birini diye karşılık veren teyze... Araştırmam derinleşmeye başlıyor ben kıyıdaki bar sandalyesinden kalkarken... Gözümü otoyola çeviriyorum. Keskin bir U d...

Demem Söz

Tüm bildiklerimi unutcak kadar yaklaşmıştım sana. Sonra bir sabah oldu dünyada  aramadım ve aramadın. ölüm gibi bişey oldu sonuç olarak. evet evet asafın dediği gibi herşey. kimse ölmedi.... Uzun uzadıya bakıyorum sana şimdi. Bu sefer engelsiz herşey. Tasarlanmış bir gün sabahı gibi... Ekisk birşey mi var anlayamadım . diyesi geliyor insanın. Demiyorum ama. Demiycem de. Diyemem ki Oyun değil ki bu. Jetonumda yok üstelik. Hakkım yok.

Recep Akdağ

Resim