Yer: Türkiye.
Olay: Savaş, ölüm, dehşet ve sessizlik...
Argümanlarımız: Milliyetçilik ve din.
Haydi başlayalım.
Çimento; sulandırdıkça yumuşar, bıraktıkça kurur ve betona dönüşür. Aslında mantık çok basit.
Bizim çimentomuz da milliyetçilik olsun. Sulandıra sulandıra göstermelik şeylerle dönem dönem bizi kandıran egemenler, o çimentoyu gerektiğinde anında betona dönüştürmesini de bilirler.
Açlık, yoksulluk gırla giderken bir anda ortaya çıkan savaş insanların gözünü korkutur, "beton millet sakarya" felsefesi zihinlere tekrar tekrar yerleştirilir.
Önce yasallaşmanın önüne geçilir, sonra bir de bu olayın üstüne çıkılır. Daha ne istiyonuz lan sorun morun yok işte, biz ne dersek o denir; savaşa zemin hazırlandıktan sonra da tadından yinmez (Egemenler için).
Paşalar koltuklarında oturadursun, militarizm savaşta silkinirken verdiği kayıpları (askerleri) önemser mi sizce? Onları yollar mayına bastırır, gerektiğinde üstüne bomba da atar öldürür.
1.çimento: ...
-İnancımı kaybettim peder! -Neden oğlum? -Çünkü peder; Hayat daha büyük Senden daha büyük Ve sen ben degilsin Gidecegim yollar Gözlerindeki uzaklık Oh hayır çok fazla konuştum Ayarladım Köşedeki benim Spot ışıgındaki benim Dinimi kaybederken Seninle birarada durmaya çalışıyorum Bunu yapabilecegimden emin degilim Hayır,çok şey söyledim Yeterli söylemedim Senin güldügünü duydugumu sandım Şarkı söyledigini duydugumu sandım Senin denerken gördügümü sandım Her uyanış anına ait her fısıltı Günah çıkarışlarımı seçiyorum Sana göz kulak olmaya çalışıyorum Aynen, yaralı kaybolmuş kör bir aptal gibi Oh,hayır çok şey söyledim ayarladım Bunu degerlendir Yüzyılın sonu Bunu degerlendir O beni dizlerimin üstüne düşüren kayganlıgı eger bu fantaziler Etrafta uçursa Şimdi yeterli konuştum senin güldügünü duydugumu sandım Şarkı söyledigini duydugumu sandım Senin denerken gördügümü sandım Ama bu sadece bir rüyaydı Bu sadece bi rüyayd...
Kimseyi zan altında bırakmak istemem ama boktan bir hali var şu ramazanın... Tüm dünya üzerinde sadece bizim 3 metre karelik topraklarımızda yaşanıyor sanki ramazan. Öyle düşünüyor sanırım 3 kuruşluk medyamız. Tüm ramazan klasikleri en acı hali ile tekrar vizyonda. Merak etmeden duramıyor insan medyanın bu mükemmel yaratıcılığının nereden geldiğini... 1- Madencilerin sahur sofrası Medyanın icadının hemen akabine gelen bu haber örneği tarih boyunca hiç değişmeden devam etmiştir. hatta durum okadar klasikleşmiştirki 1998-2003 yılları arasında dönemin TRT yayın şefi 5 dönem aynı haberi banttan yayınlamış ve durum ancak 2005 yılının ramazan ayında farkedilebilmiştir. 2 - Çağrı Filmi Avrupalıların islamiyetle ilgili tek bir hakaret içermeyen bu film türkiye ramazan programları listesinin en başında yer almaktadır hala. Tabi izleyici bu filmden sonra islamiyet hakkında bir daha hiç film çekilmediği kanısına varabilir ancak süresi müzikleri ve konunun basitliği açısından oruclu kafa...
Yorumlar
Yorum Gönder