Kayıtlar

Eylül, 2011 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Sarsıntı...

Resim
Yağmur yağıyordu, sabah olmamıştı henüz... Sigaramı yakmadan önce anılar depreşmişti aniden. Hislerimi, hepten benliğimi sarsan bir etki yaratmıştı her yanımda... Başım döndü o bir anlık 'sarsıntıdan' dolayı, sigaramı yaktıktan hemen sonra oldu... Bilinmedik, vurucu bir etkiyle gelmişti; var etmişti bir anda, hiçe saydığım unutmak istediğim bazı şeyleri... Nedensizce sevmişim, arkadan vurulacağımı bile bile. Bu sevgiyi hakedecek insan bu muydu diye anılarımı zihnimden geçirirken buldum bir anda kendimi. Uyku kaçtı gitti, yağmur yağmaya devam etti... Tane tane yere düşerken damlalar, vakit geçti... Dirilmek zordu, herşeyin üstünden bu kadar vakit geçmesine rağmen. "Eskiyi silip yeniye başlamak için erken mi acaba?" dedim kendi kendime. Yağmur temizler mi herşeyi, ya da o damlaların arasından kayıp giden zaman? Zaman mıdır herşeyin ilacı, uyuşturucu bir etki mi yaratır yoksa sadece bir anlık, insanın zihninde? Karşılık bekleyerek hayatı yaşamaya başladım. Yorulmuştum ç...

sigaram

Resim
Canım sıkkın.Kızgın ve kırgın aynı zamanda ...Etrafımdaki düzen beni çırılçıplak bıraktı. İnsanlar pürüzsüz bacaklarımı ve kabuklu yaralarımı görüyorlar.Utanıyorum...Derin bir nefesten sonra adımlarımla ayaklarımı dövmeye devam ediyorum çünkü hayat hala devam ediyor ve bilirim ki,dünyayı hala kurtaracak olan güzellik bir insanı sevmekle başlayacaktır.Sayfalara susmak isterdim ...Kağıtlar benim dilimi çözsün diye ...Aşkı yarattığım bedeni izledim yine.Benim aşkımı taşıyamayan bu beden biranda çok çelimsiz geldi gözüme.Ben miydim onda olan? Yoksa o benim hem beynimde hem de yüreğimde gömülü mü kalmak istemişti? Bilemedim. Sustum...Kırmızı bir elbisem vardı yanına giderken giydiğim,sevişirken çıkardığım.Ne garip uzun zamandır giymekten korktuğum elbiseyle yine ilk o gördü beni.Uzun olan saçlarımı kestirmiştim ve yüzümde ondan olan ama aslında hiç ondan olamayan ifadelerim vardı. Bir sigara yaktım dumanıyla sildim yüzünü parça parça.Nikotinin yayılmasını bekleyen sabırsız ellerim o kadar...

Beni geçen Bende kalan

Resim
Ben nerdeyim ellerim,bakışlarım,kokum hangi yüzde,hangi tende? Ben nerdeyim, ben her yerdeyim... Sessizim, uğultuluyum,sisliyim ve de çaresizim,her yüzdeyim...Benden tek tek aldılar parçalarımı ,sevdiklerimi ,sevenlerimi ve seveceklerimi...Kadın olarak gelmişiz dünyaya en büyük hedefimizdir anne olmak çocukken çocuk hayali kurmak bebeklerini uyutmak onlarla oynamak...Oyuncak dünyası işte...Büyüdüm oyuncak bebeklerimden arda kalan ben oldum sadece insanları tanımaya başladım yavaş yavaş ...Kimi zaman onlar beni kolayca çözdü ,kimi zaman ben onları ...Zor olmadım insanda zoru sevmem gereksiz bir kibir gelir hep 'gerek yok 'derim kendi kendime kalınca.Duygularımın annesi oldum. Evet benden çoğu zaman şikayetçi oldular ,kızdılar konuşmadılar benimle gerekçeleri onları erken büyütmemdi ....Sevgimi çok erken yürüttüm insanlar farketmeden saldım onların kucağına,saygımı her gün biraz daha fazla sundum,arttırdım utandılar....Merhametimi avuçlara koydum sıkı sıkı tutunun bırakmayın in...

Şimdi'yi az geçince...

Resim
 İyi bir dostumun yazısıdır, böyle istedi kendisi... Kavgasız, Telaşsız, Göz yaşı ve kahkahanın karışmadığı,  "hani bir film sahnesi yapsak pek tutmayacak" bir ayrılık oldu. Ayrılığın özünde olan hiç birşey yetişemedi bu vedaya. Çok benzer bir akşam üstü başlayan, aynı yerde bitti. "anlatılan odurki biz saedce elçiyiz cümlelere." İnsan herşeyi yapabilirim der her ağdalı konuşmada sevdiği için. Yalandır genelde. Ferhat'tan Men ya da Zin'den kalmadı pek çağımızda. Lakin şehirliler onların yapamadıklarını başarıyorlar artık. Sevdiğinden dolayı sevilesi insanı, unutuyor sevgisini yine sevdiğinden dolayı. İyi geleceğini hesapladığı için sevdiğine. "ben söylemiştim sana dost ve güzel insan", "laf anlatamadım lakin"

Arya... Tanırmısınız Onu?

Resim
Geldim dedi arya. gözleri; kırmızı olmayan bir heyecanla. Bir asansörün kapası pek mutlak olmasada böyle bir bekleyişten çıkan karşılaşmaya yinede en sakin sesiyle çabaladı laşet. "ufak işlerim var." Dakikaların hızlı ya da yavaş akmasına alışkındı laşet. Bilirdi saat kadranının dönmediği zamanları ama bu sefer hiç kıpırdamadı kadran. Uzun bir yürüyüşteydi tozlu sisli ve karanlık olmayan sokaklarda. Gürültülü olmalıydı çevresi kendi kendine konuşacaktı çünkü otobana indi, inşaatın yanına gitti gürültü yetersiz kaldı fakat. Nasıl bir çığlık olursa olsun bastıramıyordu gürültüsünü beyninin. Geri dönüş yoluna girdi. Çok uzaklaştığından emin olduktan sonra. Daha kadran bir tur atmadan evvel vardı. arya'nın olduğu yere. Bakamadı yüzüne. gördüğü şeyden korkacaktı. biliyordu bu duyguyu. bakamadı. belki de bakmadı. Ama farketti özlediğini. hissedemesede özlendiğini...

Duygu Tırtılı

Resim
Sessizce oturup geceleyin... Umudun kapını aralamasını beklersin. Oysa ki senin bir anlık boşluğunda gitmiş kaçmış pencerenden... Bu hikaye de böyle başlar. Aşık olmayı unutan kalbin, hisleri körelmiş ruhun, allak bullak olmuş düşüncelerin... Gökyüzüne bakıyorum bir an, kayan bir yıldız birşeyi anımsatır gibi oluyor bir anda... Hayır! Hayır neden ya, neden... Bu isyan niye mi? Çok mu merak ediyorsun? Hoşlandığın insanlardan umudu kestiğin zaman, karşına tekrar çıkmaya başladıklarında naparsın? Tekrar mı denemek, tekrar tekrar olmuyor tekrar, soğuyorum ben hayır, hayır... Ey hayat demek istiyorum o zaman ben de bir arkadaş gibi. Ey hayat sen bana ne verdin, ne aldın? Umudumu almasaydın tek o kalsaydı, bir köşede. Hayır, hayır. Kalbim yetmedi, ruhum yetmedi, umudumu da söküp almaya çalışıyor, köşede bir yerde vermek istemediğim minnacık duygu tırtılını. O tırtılın kelebeğe dönüşme hikayesi ve kelebeğin kısa ömrü... Hayır, benim umudum böyle bir umut olmamalı; korkuyorum derin sulara yelk...

Ey hayat...

Resim
Rüyalar... Rüyalara dair sevinçlerim ve üzüntülerim var sanırım... Yaralar da öyle... Kabuk bağlamasından hiç hoşlanmadığım, sıcakken daha bir hoşlanmadığım ama yinede kopamadığım, koparamadığım varlıklar... Ne tuhaf, ikidir 'başka türlü bir şey benim istediğimi dinliyorum susarak... Aşık olduğum adamın gözlerimin içine bakmadığı bir anda, tuttum kolundan yaşlı bir ağacın önüne getirdim ve sonra ağacı gösterdim ona 'bak ne kadar yaşlı, seni tanıdığımda çok gençti'... Halbuki onu tanıyalı daha doğruysa tanımadan aşık olalı tam 2 ay ya olmuştu ya da olmamıştı. Sonra zaten savruldum savrulmaktan başka yapacağım bir şey yokmuş gibi. Günler geçti, sabahları yorgun uyanan bedenim bir hayli üzgündü. Tüm gece kalp atışlarımı susturmayı alışkanlık haline getirmişti çünkü. Sayfalara susabilsek keşke, o zaman kendimi daha iyi anlatabilirdim. Ama hala rüyalar görebiliyorum, hala insanları kucaklayabiliyorum, bunu yaparken mutlu oluyorum ve gülümsüyorum... Sevdiğim ve kucaklamaktan k...

İnancımı Kaybettim Peder

Resim
-İnancımı kaybettim peder! -Neden oğlum? -Çünkü peder; Hayat daha büyük Senden daha büyük Ve sen ben degilsin Gidecegim yollar Gözlerindeki uzaklık Oh hayır çok fazla konuştum Ayarladım Köşedeki benim Spot ışıgındaki benim Dinimi kaybederken Seninle birarada durmaya çalışıyorum  Bunu yapabilecegimden emin degilim Hayır,çok şey söyledim Yeterli söylemedim  Senin güldügünü duydugumu sandım Şarkı söyledigini duydugumu sandım Senin denerken gördügümü sandım Her uyanış anına ait her fısıltı Günah çıkarışlarımı seçiyorum  Sana göz kulak olmaya çalışıyorum Aynen, yaralı kaybolmuş kör bir aptal gibi Oh,hayır çok şey söyledim ayarladım Bunu degerlendir Yüzyılın sonu Bunu degerlendir O beni dizlerimin üstüne düşüren kayganlıgı eger bu fantaziler Etrafta uçursa Şimdi yeterli konuştum senin güldügünü duydugumu sandım Şarkı söyledigini duydugumu sandım Senin denerken gördügümü sandım Ama bu sadece bir rüyaydı Bu sadece bi rüyayd...

Kenan Evren'in Resim Yapması Yasaklansın

Resim

Herşey bir yandan gelirkene...

Resim
Her bir şey üst üste mi gelir? Bazen evet. Bir yandan öğrenciliğinin uzattığın son senesinin suçluluk hissini taşırken, harçların zamlanması. Ailecek kurulan baskı; bir yandan y.lisans için ÜDS ve ALES'e hazırlan... Bir yandan ne olacağını düşün. Sisteme entegre mi olmak çözüm? Anne babaya göre evet. Sana göre ise, evet şu maddi yük kalksın istiyorsun üstünden bir yandan, bir yandan da olanlara göz yummamak istiyorsun. Al sana bir paradoks işte. Gel gelelim yaşanan travmaya. Yalnız, sevgiden yoksun ve kendinlesin sadece. Arkadaşların var evet, ama artık sevginin ve aşkın eksikliğini damarlarında hissetmeye başlamışsın. Böyle karamsar bir duygudasın. Naparsın? Umut ne zaman devreye girer böyle zamanlarda? Her şey üst üste gelirken o vakit... Depresif meyvelerini verirken hayat, o piç olmuş benliğinle mutluluk dolu hayalleri bekleyerek geçirebilirsin vaktini belki. Ya da beklemeden, benliğini boşverip öylece yaşamaya devam edersin hayatı, hayattan hiç bir şey beklemeden. Yaşamın ana...

Bizde de Böyle Derler İşte

Resim
Eskişehir'de tepilen bir horonda "üçtür beştür tayyip puşttur" komutu sebebiyle savcılık dava açmş. Öğrendiğimde aklıma ilkten Can Yücel'in "hakaret" gerekçesiyle hakkında açlan davada ki savunması geldi... B ir köyde ateşli bir hasta vardır, kasabaya doktora getirir hastayı köylüler. koca devletin koca doktoruna. doktor hastaya fitil verir ve köye döndükleri gibi hastaya fitili anüsten vermelerini söyler köylülere. köylüler tabi tamam dohtor bey diyip köye giderler. köydeki herkese sorarlar, en bilgelere bile, ama kimse anüs ne demektir bilemez. bu nedenle bir türlü ilacı da veremezler hastaya. hastanın durumu da gitgide kötüleşmektedir. bunun üzerine köylü, doktora, koca devletin koca doktoruna telefon etmeye karar verir ama kimse buna yanaşmaz. ne cüret di mi doktoru arayacak bi köylü. neyse durumun vehameti üzerine muhtar aramayı kabul eder. bütün köylü toplanır santrale, muhtar arar, biz ne yapacaamızı bilemedik dohtor bey felan der işte...

Yaz

Resim
Bir emir kipidir bu sana doğrultulmuş.... "yaptıklarının bedelini ödemezsin çünkü" bilinçli bir harekettir yapmamak ve şizofren dir içsel bile olsa paradokslar. Merceğin arkasından gördüğün dünyaya sıkışmak istemiyorsan - ki kendi tercihindir -  yapmalısın, yapılası olanı. Çok bilmiş davranmam dünyayı ele geçirme planlarımda hep sarsıcı başarısızlıklar kazandırsada. Tanrı -ki varsa- istememiş olsada (bunun için elinden gelen tüm yağmurları kullandığını düşünüyorum nedense) şuana dek kimsenin beni öldürmeye yeltenmediğini düşünmek bana huzur veriyor. Çok bilmişliğim bundan sanırım. durduracak birşey çıkmıyor karşıma. yada çıkanları ben görmüyorum. Yol kenarında sinsice bekleyen dubalar gibi. Neyse; Çözümün konusunda fikir beyan etmeme kararım var. Ama yöntemin konusunda var pek çok söyleyeceğim. Yaz-mak çok bilinçaltı bir iştir ve herzaman tersyüz eder bilinçaltını ve bilincini. Yazabilirsin. çekinmeden. Kimse anlayamaz. Bilinçaltın anlaşılmazdır çünkü. Rüyalar gibidir...