Sarsıntı...

Yağmur yağıyordu, sabah olmamıştı henüz...
Sigaramı yakmadan önce anılar depreşmişti aniden. Hislerimi, hepten benliğimi sarsan bir etki yaratmıştı her yanımda...
Başım döndü o bir anlık 'sarsıntıdan' dolayı, sigaramı yaktıktan hemen sonra oldu...
Bilinmedik, vurucu bir etkiyle gelmişti; var etmişti bir anda, hiçe saydığım unutmak istediğim bazı şeyleri...
Nedensizce sevmişim, arkadan vurulacağımı bile bile. Bu sevgiyi hakedecek insan bu muydu diye anılarımı zihnimden geçirirken buldum bir anda kendimi.
Uyku kaçtı gitti, yağmur yağmaya devam etti... Tane tane yere düşerken damlalar, vakit geçti...
Dirilmek zordu, herşeyin üstünden bu kadar vakit geçmesine rağmen.
"Eskiyi silip yeniye başlamak için erken mi acaba?" dedim kendi kendime.
Yağmur temizler mi herşeyi, ya da o damlaların arasından kayıp giden zaman?
Zaman mıdır herşeyin ilacı, uyuşturucu bir etki mi yaratır yoksa sadece bir anlık, insanın zihninde?
Karşılık bekleyerek hayatı yaşamaya başladım. Yorulmuştum çünkü; hayata sarılmaktan ve her defasında düşüp tekrar ayağa kalkmaya çalışmaktan.
Yaşamayı göze alıp; beklemeyi göze alamamak korkuttu bir anda beni. Artık hayat beni kolları arasına almaya başlamıştı. Beklemeliydim o vakit.
Ama daha ne kadar? Zaman ne kadar avutur beni, uyuşturur zihnimi?
Yağan yağmurdan kaçamıyorum, kaçarsam doluya tutulacağımı biliyorum çünkü.
Yağmur zamanın damlalarını barındırıyorsa eğer, yağmura bırakmalıydım kendimi öylece.
Beklemeliydim, çünkü zihninimi sarsan o ufak damlalar; ruhumu erozyona uğratacak bir doludan iyidir elbet.
Zihnimi ufak çaplı bir sarsıntıya uğratmıştı bu damlalar birike birike belki de bu geceliğine. Önemsememeliydim, bunu yaşamam gerekiyordu sadece...
Yorumlar
Yorum Gönder