Duygu Tırtılı
Umudun kapını aralamasını beklersin.
Oysa ki senin bir anlık boşluğunda gitmiş kaçmış pencerenden... Bu hikaye de böyle başlar.
Aşık olmayı unutan kalbin, hisleri körelmiş ruhun, allak bullak olmuş düşüncelerin...
Gökyüzüne bakıyorum bir an, kayan bir yıldız birşeyi anımsatır gibi oluyor bir anda...
Hayır!
Hayır neden ya, neden...
Bu isyan niye mi?
Çok mu merak ediyorsun?
Hoşlandığın insanlardan umudu kestiğin zaman, karşına tekrar çıkmaya başladıklarında naparsın?
Tekrar mı denemek, tekrar tekrar olmuyor tekrar, soğuyorum ben hayır, hayır...
Ey hayat demek istiyorum o zaman ben de bir arkadaş gibi. Ey hayat sen bana ne verdin, ne aldın?
Umudumu almasaydın tek o kalsaydı, bir köşede.
Hayır, hayır.
Kalbim yetmedi, ruhum yetmedi, umudumu da söküp almaya çalışıyor, köşede bir yerde vermek istemediğim minnacık duygu tırtılını.
O tırtılın kelebeğe dönüşme hikayesi ve kelebeğin kısa ömrü...
Hayır, benim umudum böyle bir umut olmamalı; korkuyorum derin sulara yelken açıp bir anda ters yüz olup boğulmayı...
Duygu tırtılını hızlıca beslersen, biraz ömrü uzar belki kelebeğe dönüştüğünde, fakat yeterli değil...
Belki de kozaya sarmalıyım, kimsenin parçalayamayacağı kadar güvenli bir koza olmalı bu...
Ya da beklemeliyim, o duygu tırtılının yerini alacak; benden onu söküp, ona taptaze bir umut katacak bir öteki-bu dünyadan olmayan-sınırları zorlayan duygu sarmalını.
Beklemek? Yaraların sarılma süresi tamamlanmadı mı ey hayat peki.
Yaraları başa sarmak da istemez ki bu kalp artık. Bekleye bekleye umut da çürür zamanla ama?
Ne olursa olsun, yarın bir güzel gün.
İyi bir başlangıç oldu ha, umut etmek için?
Yorumlar
Yorum Gönder