Kayıtlar

Ocak, 2012 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

BOKTAN HAYAT SANA İÇESİM YOK BUGÜN

Resim
Küçük bir kız çocuğu olduğunuz zamanlar yapma bir bebeğe yüklediğiniz anlam kadar varsınızdır.Hayatta ona yemek yedirmek kadar zahmetli bir şey yoktur sizin için çünkü.Zaman zamanı da sardıkça kız çocuğunuzu düne sarıp,sarmalayıp hatta bir kutuya koyup ağzını da sımsıkı bağlayıveriyorsunuz.Çünkü ilgilenmeniz gerekenler artık bez bebekler değil,son derece değişen ve de değiştiren dünya halleridir.           Zaman geçtikçe kadınsılaşan ve de merhametten laçkalaşan duygularınız size gelgitlerden çizgiler yaratır.O çizgiler o kadar derin ve de anlamsızdır ki, aslında bazen kapalı kutu olduğunuzu düşünüp bir ilah yarattığınızı sanarsınız,bazen de merhamet sözcüğünü çok çabuk kullanmanın size ödettiği şartlar altında çürüyüp gidersiniz. Ama seversiniz de kendinizi sizden iyisi de yoktur hani.        Yüreğinizi taşlaştırmanız gerekir kimi zamanda.... Çünkü insanlar hep kötüdür ve hayat son derece sevimsiz gelir.Yaşamak için kendinizi çok yete...

Yan'N City, Yan!

Resim
"Alışveriş merkeziniz de yanmış. E yaşanmaz artık orada." Biraz düşünmeye başladım bu sözü duyunca. Başta dedim ki kendi kendime, o kadar kıyafet ziyan oldu, hadi onu geçtim sinema salonu yandı, sinema izlerdik orada ara sıra; her ne kadar pahalı olsa da sinema bileti bir öğrenci için. Bize ne olmuş, bu neoliberal kent çılgınlığı ne hale getirmiş bizleri bir düşünelim? Önce birkaç alışveriş merkeziyle geldiler bize. İçerisinde bir dolu uluslararası mağaza zincirleriye geldiler. Fast food zincirleriyle geldiler. Güzel şeyler vaat ettiler. Süslü püslü kıyafetler, işçilerin çok ucuza ürettiği naylonla karışık ucuz tshirtler... Ölüm riski alarak merdiven altı işletmelerde aç kalmamak için işçilerin kumladığı kotlar; daha sonra ne bileyim, pahalı mücevherler, takım elbiseler, kokoşlar için üretilen ayakkabılar, kocaman dev çantalar, dev hamburgerler, pizzalar... Say say bitmez. Bir süre sonra da gittikçe artan AVM çılgınlığı içerisinde bulduk kendimizi. İzmit'li olmasam da, İz...

Bir melankoli hali...

Resim
Ben bunları kimseye anlatmadım, kendimle bile konuşmadım demiş bir abimiz. Bir tek sen duy diye de değil, duymayacağını yada görmeyeceğini bile bile yazıyorum bu satırları... Platonik takılan bir ruh halindeyim... Gecenin sessizliğinde basan efkarımı dağıtacak belki de bu şarkılar sadece. Çok bir şey de değil belki yaşanılan, geriye arta kalan... Kısa bir geçmiş, sadece küçük bir anı, insanın ruh halinde büyük bir etki bırakırmış bazen; belki de ondan. Ve güneş bugün umutsuzca doğuyor, bense kendimi kandırmaya çalışıyorum... Oysaki, yakın zamanda bir balıkçı teknesinde şarap içiyor olabilirdik seninle başbaşa mesela. Belki de bilinç altımın derinliklerine bırakmalıydım kendimi, rüyalara dalmalıydım sadece, teselliyi bulmak için... Teselli bulmaya yöneltecek beni ne oldu ki bir anda böyle... Duyguların kesintiye uğradığı bir sonbaharda kaybetmişiz bir şeyi ondan herhalde. Demek isterdim ki... Benimle yürümek ister misin, fazla uzağa değil; Bir yada iki yıl zamanının sonunda. Konuşmayaca...