Hava ağır ağır aydınlandı, Öğle ağır ki geceyle aralarında şimdiye dek hiç sözü edilmemiş bir anlaşma olduğa inandım. Sabahın bu ağırdan alışı geceye tüm yükünü usulca kucağıma bırakıverecek zamanı kazandırırken ben aynı şiirleri kaç kez ok udum, aynı şarkıları kaç kez dinledim bilmiyorum. Gece ağır ağır terk etti kenti.. Oysa orada öylece otururken sanki birden sabah olacak ve şehir “yakaladım sizi” diye üzerimize çöküverecek gibiydi, garip.. Sabahlar öyle kolay olmayacak bundan böyle, anladım. Kent tüm griliğiyle her gece içimi maviye döküp dönüşümü gözleyecek kapıda, bildim. Bir şey oldu, yadsımadım.. Zordu,ben de zaten hafife almadım.. Okudum, yazdım, dinledim, durdum, düşündüm.. düşündüm, düşündüm.. Hislerin doğruluğu ve yanlışlığı sorgulanmaz evet, peki ya eylemlerin? Düşünmek boktan bişey.. Ama elimde değil.. “Zamandan ve uzamdan bağımsız, hayatın geri kalanı için hiçbir anlam ifade etmeyen iki küçük yağmur damlası” değiliz.. Olabilseydik eğer güneşte parıldaya par...
Kayıtlar
Standart Sapma Payı
Sakindi.. 10 yıl önce. Belki 8. Sakindi ama adam uzun zaman önce. Tüm derdi kül tablasının kokması, dolma kalemin ağırlığı ve yenilmesiydi Beşiktaş'ın ki hep yenilirdi Beşiktaş. O da kazandığı için sevmemişti zaten. Sorun bile değildi aslında. 8 yıl geçti üstünden, belki 10. Sakindi adam. 10 yıl boyunca. Kıvırcık saçlar geldi gözünün önüne. anlamsızdı. bir çift dudak 2 kadeh bir şarap. anlamsızdı. bir isim. anlamsızdı. kedi tüyleriydi kostümü sinir uçlarında ki kıpırtının. Sakinleştirmişti sakindi. 5 gün önce belki 10 sakindi adam kısa süre önce sonra bir eski film döndü ekranda. Bi'şeyler oldu filmde. rol icabı gibi de değil uzanıp dokundular bi'şeylere ekrandan Ekrandan gelen sementa gibi de değil Gepettonun ellerinde canlanan pinokyo gibi. Bir evdeyken adam, adamın yanındayken kadın bi garip karadelik geldi salonun ortasına. Sakindi adam karadelikten evvel Sakindi adam siniruçlarındaki kıpırtı uyurken yanında sakindi adam yataktan çıkark...
Kozmos'un Rengi
Renkler öyle çok ki gözüm kapalı hissediyorum seslerini. Öyle yüksek ki alkol oranı kelimelerinde Hani, 672 km olsa aramızda -ki var- sarhoş etmeye yeter kokusu. Bir rakı masası var kozmosun ortasında. kara deliklerle süslenmiş yeni bir galaksi. hani, biraz fazla kaldırsan kadehi yok olacakmış gibi. Kozmosun anti-fizik yüzeyindesin hangi hücrene dokunsam hiç bilmediğim bir renge boyanıyor elim. sarılıyorum sana kollarım olmadan öyle çok ki renkler bir görsen! gözüm kapalı hissediyorum renkleri -------- Küçük mavi gezegen, boktan sarı bir iki kıta tam bağlandığı nokta, yüksekçe binalar yalnız arabalar, toz duman ve sen. ------- Yıldız tozlarını damıttım bardağına, masada sönmüş gezegenler. ve kimsesiz ve isimlendirilmemiş bir takım yıldızı gibi karşımda ki yerini almanı bekliyorum. Plüton'da işler böyle yürür sevgili okuyan. dev bir kanyondur kalbimiz. uzakta ki kozmoslar görsün diye.
Karışan Hikayeler
Atlantis. Beynimin bademcikleri. Hafızamı kaybetsem aklımda kalacak tek kelime. Beynim ya da kalbimi aşan bir düşünce. Beynime ve kalbime hükmeden bir düşünce. Beynimle ve kalbimle savaşan bir düşünce. Benden ziyade tüm sinir uçlarımda birikmiş bir düşünce. Aşk ya da sevgi, övgü, beğeni belki nefret insana dairdir ve tüm düşünceler gibi biter ama siniruçlarınıza işlemişse bir kere, artık size ait değil sizi oluşturan parçalardan biridir. benim bir parçam atlantis. Sisli bir görüntü bir yanılsama kaidesi. Atlantis cümlelere döksem anlamsız kelime blokları oluşturan bir mozaik. Deneyelim mi sevgili okuyan? Atlantis - Ters kayık - kayıp gözlük - sigara - hiç görmediğim bir kaç poz - içilmeyen bir rakı - minik bir oda - gün batımı - yakılmayan bir mangal liste uzar gider. defneler... bir barda bir sahne... sabah düşleri... devam mı? ... şehir...gri... beton ve şehrin bittiği yer. Zar zor ayakta duran bloklardan oluşuyorum. birini çekseniz bir daha tamamlanamayacak bir...
Atlantis
Tesadüflerden öteye geçen pek bir şey kalmadı elimde. Bilinmeyen bir şehir var uzakta. bi'kaç gri nokta. şehri bitiren kalın pis çizgiler. Tam tamam artık demişken tam kedi tüylerini temizlerken üstümden bi'şey oluyor içimde. gri şehir-beton-şehri bitiren ne varsa renkleniyor. çok geride kalmadı mı? Mesela diyorum Sesli düşününce biraz. Atlantis duruyor mudur hala? gitsem şimdi otobüsle oraya otogardan beni alan olur mu? mesela orada da hastalanan kediler var mıdır hala? o kedilere yardım eder mi kadimler? otostop çeksem duran olur mu? kimse yokken bi'sahilde ters dönmüş bi'kayıkta gün batar mı? mesela diyorum. hayalden öte geçmişe gidilir mi? geçmişi hiç bozmadan Bi'geçmiş daha eklenir mi? yoksa betonlaşmış mıdır artık? Bi'yerde duymuştum anılar eskidikçe içindeki insanlardan kurtulurmuş. Kurtulmak istemez mi yoksa. gerçekten kayıp mıdır Atlantis? yoksa sende Atlantis'te misin hala?
İkindi uykusu
Bir deney yapmış bilim insanları. 2 madde aynı tüpün içinde. ve aynı 2 madde diğer tüpünde içinde. patlıyor bir tüp. Diğeri sakin. Bilim insanları bilmiyor. Aslına bakarsan umursamıyorlar bence. Hoşlarına gidiyor bilinmez maddeler. Gitti. Adam yani. Uzak olmayan bi'yere. Dönmek gibi bir niyeti bunu söyleyecek gücü cesareti yada her ne ise adı "o" şey yok üstelik adamda. Ama var olduğunu bilerek yaşamaya alışmıştı. Başka bedenlerde yaşarken bile. "Bir gün, ikindi uykusundayken kadın adam girdi içeri. Kadın uyurken. adam kadını izledi ve bir süre sonra öldüğüne inandı kadının. Hareketsiz saatler geçmişti belki. Yada öyle düşünmüştü adam. Adam üzüldü. Adam ağladı. Ölmüştü kadın. Adam inanmıştı buna. Ama sonra. Yani kadının ölümünün üzerinden saatler geçmişken. ve alışmaya başlamışken adam ölü bir kadınla aynı evde yaşamaya... Uyandı kadın. Mahmur uykusunu almış olarak. Adam çığlık çığlığa. Adam mutlu Kadı...
Ne kadar zaman olmuştu görmeyeli... cüzdanını açıp görmek istedim küçük beyaz yuvarlakları sahi duruyor mudur hala? elimde bir blog ve kitap ayracı var defne yaprağından yapma ayraç soluyor blogda bir mektup. kırgın sevecen bir yazı. Öldüğüne inanılan biriyle ilgili. ayraçta mutlu mesut sözler... bitmez mi hakkaten defnelerin kokusu? yazdı. çalışıyordu adam. işten kaçıp öğle tatilinde görmeye gitti kadını. Bir tur attılar arabayla nedensizdiler. Arabadan inerken kadın elini tuttu adamın. bırakmadı. Adam çekmedi elini. En büyük suçu işlediler müftülüğün gölgesinde. Şehrin bittiği yere varmamışlardı daha. elini çekmedi adam bin yıl boyunca. Sonra Yani Afroditten Otogardan Şehirden defnelerden sonra Her şey bitti bir gün. Şehir. Gri. Gizli. Sessiz. Bitti bi şekilde. Her şeye rağmen zaman aktı. Her şeye ilaç olan zaman nedensiz bir katalizör gibiydi artık. Başka bedenlerle tanıştılar. Başka duygulardaydılar. Gizli bir aşkı efkar masalarında bitirem...