Hava ağır ağır aydınlandı,
Öğle ağır ki geceyle aralarında şimdiye dek hiç sözü edilmemiş bir anlaşma olduğa inandım. Sabahın bu ağırdan alışı geceye tüm yükünü usulca kucağıma bırakıverecek zamanı kazandırırken ben aynı şiirleri kaç kez okudum, aynı şarkıları kaç kez dinledim bilmiyorum.
Öğle ağır ki geceyle aralarında şimdiye dek hiç sözü edilmemiş bir anlaşma olduğa inandım. Sabahın bu ağırdan alışı geceye tüm yükünü usulca kucağıma bırakıverecek zamanı kazandırırken ben aynı şiirleri kaç kez okudum, aynı şarkıları kaç kez dinledim bilmiyorum.
Gece ağır ağır terk etti kenti.. Oysa orada öylece otururken sanki birden sabah olacak ve şehir “yakaladım sizi” diye üzerimize çöküverecek gibiydi, garip..
Sabahlar öyle kolay olmayacak bundan böyle, anladım. Kent tüm griliğiyle her gece içimi maviye döküp dönüşümü gözleyecek kapıda, bildim.
Bir şey oldu, yadsımadım.. Zordu,ben de zaten hafife almadım..
Okudum, yazdım, dinledim, durdum, düşündüm.. düşündüm, düşündüm.. Hislerin doğruluğu ve yanlışlığı sorgulanmaz evet, peki ya eylemlerin?
Düşünmek boktan bişey.. Ama elimde değil..
“Zamandan ve uzamdan bağımsız, hayatın geri kalanı için hiçbir anlam ifade etmeyen iki küçük yağmur damlası” değiliz.. Olabilseydik eğer güneşte parıldaya parıldaya o papatyaların üzerine kendimi bırakıvermeyi isterdim. Ama hayat böyle bir ümit vaat etmiyor bana, “sonbahar” da geldi çöktü..
Sen iyisi mi beni bu en kanlı iç savaşımla baş başa bırak. Ben kendi toprağımın bağrında mülteci, sığınacak bir liman bulurum elbet kendi kıyılarımda..
Hayat hissetmeyi bilen herkesi yaralar bir yerlerden, huyudur. Yakaladı mı kaçırmaz geçirir tırnaklarını etine senin benim gibi yaralardan kaçası olmayanların.
Doğru olana karar verdik biz, gel arkasında duralım.. Kendi yaralarımızın azabı kendi seçimimiz ya, en azından diğerlerinin canını yakmayalım..
Teşekkür ederim. Bu kadar güzel olduğun için..
Yorumlar
Yorum Gönder