Kayıtlar

Ekim, 2011 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Azınlık bir Aşk

Resim
Bir kitapta okumuştum diyordu ki:'öfke,korku ya da şaşkınlık gibi güçlü hiçbir duyguyu belli etmemesini kendisine tembihlemiş olmalıydı.' Şimdilerde bu cümlenin bir yerlerindeyim...İnsan aynı hatayı yapar mı diye sormak istiyorum zaman zaman da. Ama, evet yapar! İnsan aşık olmaya görsün bedenini bırak hadi ellerini unut gitsin bir cümleydi onu canlandıran.'Ben sadece azınlık bir aşkta idim hepsi bu.' Uzun bir zamandan sonra aşık olduğunu unuttuğun ve zaman zaman sancılarıyla hatırladığın bir adama söylenebilecek en doğru cümle bu herhalde ...Olsun ben çok da umursamadım aslında...Kelimelerle kağıt üstünde oynarken onsuz,aslında ne kadar  yalnız olduğunu gördüm kelimelerimin ve yüzüne baktığımda kelimelerimi susarak tüketiverdim...Bir kadeh şarap istedim kendime onsuz içtiğim zamanın acısını çıkarıyordum ona bakarak ve o,sadece kahve aldı hep kahve içerdi severdi kahve kokusunu...Önündeki sigara paketine uzandım bir sigara yaktım şaşırdı ama sadece sustu.Hava dahada so...

Gündemim

Resim
uykum yok, sırtım pek. Ciğerlerimden ak olanı                           balgam dolu sanki, kara olanı üre...   sigaram da bitmek üzere   zam gelmişti zaten, çatışma haberlerinden önce   ki onuda unuttum bir fay kırığı ile

Takım Yıldızları

Resim
Söndüğünü öğrendim takım yıldızlarının.  Tabiat ana, güneş, toprak ve denizin artak yapımından çıkmışlardı oysaki sokağa. Öyle ki mavi bayraklı bir sahilde buluşmuştu tabiatın tüm yaratıcıları onun için. En güzel düşlerini göndermişlerdi epey uzağa gebe bir yaradanın karnına. Yıllar geçti tabi bir yavrunun omzuna düşmesinden buya takım yıldızlarının. Pek çok parladı soğuyan bir yazda. Pek çok kez söndü Kışa çalmış bir yazlıkta. En son'dan evvel seslendi sadece İsa'nın son yemeği gibi. Rakının içinde yüzmüştü balıklar ve 60'lardı duyduklarımız. En son'dan evvel; tadını unuttuğum bir ıslaklık vardı dudağımda Tenimin unuttuğu bir el. En son'dan evvel; sarhoş süngerdim her zaman ki gibi. kutup yıldızı kıvamında peşindeydim takım yıldızlarının. En son'sa; evvel olan herşeyi çekti içine kara bir delik misali. Tüm temennilerimi sundum. Tüm sorularımı yuttum. Ayakta beklemek acıttı canımı bir banka oturdum. En son. bu kadar hızlı gelirmiydi acaba ben daha yavaş o...

Şavşat'68'den İzlenimler

Resim
Epey geç yazıyorum bu sefer hayal olmadığından emin olmaya çalışıyordum zira. Hayaller çabuk unutulur, su gibi kayar aklın mazgallarından... Bir çatı katıydı olduğum yer. 33 kişi olmalı benden hariç.4. Kuşak şavşatlı olarak üçgen bir masada hipotenüsün ortalarında bir yerde oturuyordum. Nedret'ler Necdetler Koç Ali'ler gibi çok iyi tanıdığım insanlarla tanıştım evvelce. Dik kenarlardan birindeydi iki halam ve oldukça geniş bir aile'ydi bizim üçgen. Çocukluğumdan beri dinlediğim hikayeleri öğrendim, kahramanlarından dinleyerek. Çocukluğumdan beri bildiğim ve Nedret Ural'ın albümünde öğrendiğim türküleri dinledim, müzikle aramda CD yada MP3 köprüleri olmadan.  Şavşat'ın 68'ini gördüm rakı yarılanınca. Yarım bıraktıkları bir türküyü söyler gibiydiler, hocalarından çekinerek konuştular ve şakaları beraber yaşadıkları yerlerden di. rakı bitmişti ben oturduğumda Nedret abinin masasına. Sorsa biri ne konuştun diye. Havadandı sudandı.Fakat hava şavşatın havasıydı, s...

Bu gece senin için yazıyorum ey okuyan...

Resim
Bu gece senin için yazıyorum ey okuyan... Bana yardım edebilir misin? Evet demeni isterdim. Pek mümkün görünmüyor halbu ki.. Her neyse... Bunu okuduğun anda yağmur yağıyor mu orda? Be yazarken yağıyor, okurken yağmurun yağdığını düşünmelisin. Vakit geç olmalı ve senden epey uzak bir yerde düşünülmediğini bilmelisin. Midende okula geç kaldığında ki ağrı olmalı, elinde de adriana 'nın yanan sigarası... Her şey tamam mı? O zaman hazırsın beni dinlemeye. Başlayalım en kısa çöpten. Sevmeyi nefretten çok sevmeli insan.Nefret ettiklerinin sayısı bir elin parmağıdan az, sevdiklerinin sayısı saç tellerinden fazla olmalı (kelsen şayet kaale alma bu yazıyı) Sevmeyi hafife alacak insan, yaşamak kadar ciddi olmayacak mesela... Bir şarkı dinler gibi sevecek insan, bir şarkı gibi sevişecek ve utanmayacak çıplak bedeninden bir başka çıplaklığa değerken.... Gerçek olacak sevmek, öyle ki; dilinde ıslanmayacak kelimeler, incitse bile... bırak incitsin, kandırmaktan yeğdir!!! ...