Rama-zan
Kimseyi zan altında bırakmak istemem ama boktan bir hali var şu ramazanın...
Tüm dünya üzerinde sadece bizim 3 metre karelik topraklarımızda yaşanıyor sanki ramazan. Öyle düşünüyor sanırım 3 kuruşluk medyamız. Tüm ramazan klasikleri en acı hali ile tekrar vizyonda. Merak etmeden duramıyor insan medyanın bu mükemmel yaratıcılığının nereden geldiğini...

1- Madencilerin sahur sofrası
Medyanın icadının hemen akabine gelen bu haber örneği tarih boyunca hiç değişmeden devam etmiştir. hatta durum okadar klasikleşmiştirki 1998-2003 yılları arasında dönemin TRT yayın şefi 5 dönem aynı haberi banttan yayınlamış ve durum ancak 2005 yılının ramazan ayında farkedilebilmiştir.
2 - Çağrı Filmi
Avrupalıların islamiyetle ilgili tek bir hakaret içermeyen bu film türkiye ramazan programları listesinin en başında yer almaktadır hala. Tabi izleyici bu filmden sonra islamiyet hakkında bir daha hiç film çekilmediği kanısına varabilir ancak süresi müzikleri ve konunun basitliği açısından oruclu kafayla izlenebilecek tek filmin bu olduğu bilinmektedir.
3- Hz. Rabia
Başrollerini Hülya Koçyiğit ve birkaç yüzü boyalı insanın oynadığı akıllara zarar hikayesi cüzzam hastalığının inanana bulaşmadığını anlatan hatta inanınca cüzzamın geçtiğini vaad eden film tam bir yeşilçam klasiğidir. filmin büyük bir kısmında Hülya Koçyiğit cüzzamlılara islamiyeti öğretmeye çalıştığı için film bir eğitim filmidir. bu bağlamda 3 vakit namaz eşliğinde izlenmesi ramazan_ı şerifinizin mübarek olması açısından çok elverişlidir.
ve son olarak türkiye medyasının açıklaması gereken bir kaç husus daha vardır ramazan ayı ile ilgili...
1- Neden ankara için iftar vaktinde boğaz köprüsü gösterilmektedir?
2- Ramazan eylencesi nasıl birşeydir? ramazanda neden eylenilir. din iftardan sonra eylenceyi farz mı kılmıştır?
3- çocuk esirgeme ve darulacuze sadece ramazanda mı açıktır?
4- diyelimki hepiniz dini büsbütün insanlarsınız. neden gün boyu sucuk, çikolata ve püskevit reklamı yapmaktasınız....
saygılarımla Amin.
Tüm dünya üzerinde sadece bizim 3 metre karelik topraklarımızda yaşanıyor sanki ramazan. Öyle düşünüyor sanırım 3 kuruşluk medyamız. Tüm ramazan klasikleri en acı hali ile tekrar vizyonda. Merak etmeden duramıyor insan medyanın bu mükemmel yaratıcılığının nereden geldiğini...
1- Madencilerin sahur sofrası
Medyanın icadının hemen akabine gelen bu haber örneği tarih boyunca hiç değişmeden devam etmiştir. hatta durum okadar klasikleşmiştirki 1998-2003 yılları arasında dönemin TRT yayın şefi 5 dönem aynı haberi banttan yayınlamış ve durum ancak 2005 yılının ramazan ayında farkedilebilmiştir.
2 - Çağrı Filmi
Avrupalıların islamiyetle ilgili tek bir hakaret içermeyen bu film türkiye ramazan programları listesinin en başında yer almaktadır hala. Tabi izleyici bu filmden sonra islamiyet hakkında bir daha hiç film çekilmediği kanısına varabilir ancak süresi müzikleri ve konunun basitliği açısından oruclu kafayla izlenebilecek tek filmin bu olduğu bilinmektedir.
3- Hz. Rabia
Başrollerini Hülya Koçyiğit ve birkaç yüzü boyalı insanın oynadığı akıllara zarar hikayesi cüzzam hastalığının inanana bulaşmadığını anlatan hatta inanınca cüzzamın geçtiğini vaad eden film tam bir yeşilçam klasiğidir. filmin büyük bir kısmında Hülya Koçyiğit cüzzamlılara islamiyeti öğretmeye çalıştığı için film bir eğitim filmidir. bu bağlamda 3 vakit namaz eşliğinde izlenmesi ramazan_ı şerifinizin mübarek olması açısından çok elverişlidir.
ve son olarak türkiye medyasının açıklaması gereken bir kaç husus daha vardır ramazan ayı ile ilgili...
1- Neden ankara için iftar vaktinde boğaz köprüsü gösterilmektedir?
2- Ramazan eylencesi nasıl birşeydir? ramazanda neden eylenilir. din iftardan sonra eylenceyi farz mı kılmıştır?
3- çocuk esirgeme ve darulacuze sadece ramazanda mı açıktır?
4- diyelimki hepiniz dini büsbütün insanlarsınız. neden gün boyu sucuk, çikolata ve püskevit reklamı yapmaktasınız....
saygılarımla Amin.
güzel tespit.
YanıtlaSilBaşarılı detaylar.
YanıtlaSil