Nerede kaldı barış?


Yer: Türkiye.

Olay: Savaş, ölüm, dehşet ve sessizlik...

Argümanlarımız: Milliyetçilik ve din.

Haydi başlayalım.

Çimento; sulandırdıkça yumuşar, bıraktıkça kurur ve betona dönüşür. Aslında mantık çok basit.



Bizim çimentomuz da milliyetçilik olsun. Sulandıra sulandıra göstermelik şeylerle dönem dönem bizi kandıran egemenler, o çimentoyu gerektiğinde anında betona dönüştürmesini de bilirler.

Açlık, yoksulluk gırla giderken bir anda ortaya çıkan savaş insanların gözünü korkutur, "beton millet sakarya" felsefesi zihinlere tekrar tekrar yerleştirilir.

Önce yasallaşmanın önüne geçilir, sonra bir de bu olayın üstüne çıkılır. Daha ne istiyonuz lan sorun morun yok işte, biz ne dersek o denir; savaşa zemin hazırlandıktan sonra da tadından yinmez (Egemenler için).

Paşalar koltuklarında oturadursun, militarizm savaşta silkinirken verdiği kayıpları (askerleri) önemser mi sizce? Onları yollar mayına bastırır, gerektiğinde üstüne bomba da atar öldürür.

1.çimento: "Vatan sağolsun, kaç tane çocuğum olsa hepsini ölüme yollarım."

2.çimento: "Bunların kökü Ermeni oğlum, aslında başındakilerin ismi de onlardan geliyor. Şu Amerika var ya ah, hep onların işi. Ermeni, İsrail, Abd ortak işi bu aslında sen bilmiyorsun."

3.çimento: "Bunlar salak ya. Beyinleri yıkanıyor, sonra dağa çıkıyorlar."

4.çimento: "Devlet telefon dinleyip maç kurtacağına, o katilleri dinleyip can kurtarsın."

5.çimento: "Bunlara ne verirsen daha fazlasını isterler. O yüzden yılanın başını küçükken ezeceksin oğlum."

6. çimento: "Doğuda biber gazı molotof, Bodrum'da tatil."

Şimdi çimentoları çürütmeye çalışalım.


1: Hayır efendim. Vatan bu insanlar öldüğü zaman sağ falan olmaz. Bu insanlar yaşayacak ki ülke sağ olacak.

2: Yok lan aslında, bunlar kart kurt dediğinde çıkan ses. Oha. Ulusalcı bu saçmasalak teoriler ışığında biz aslında dünyayı bile ele geçirebiliriz o zaman.

3. Yek ya! Kolaydı. Medyanın aptal, salak diye gösterdiği halk kitlesini yerinde gidip görmek nasip olsaydı size eğer, anlayabilirdiniz durumu böyle düşünen arkadaşlarım. Hatta gitmeye de gerek yok, sokakta en ufak hakkı yendiğinde görebileceğiniz bu halk kitlesi kandırılmış falan değil, örgütlüdür!

4.Aslında gayet dinliyorlar. Bir durum olduğunda üst rütbelilere geri çekilme emri verip erleri ölmeye yolluyorlar. Al sana devletin, güvendiğin TSK.

5.Bir dinledin mi, araştırdın mı bakalım ne istiyorlar. Diyecen ki bölücü bunlar olum. Biraz empati nedir öğren, biraz insan hakları nedir araştır evladım. Anadilinde konuşmak ve bir düşünceyi yaymak nedir, anadilde öğrenim görmek nedir, anadilde sağlık hizmeti almak nedir, siyaset yapmak nedir; kaç ülkede bunlar mevcuttur ve bu ülkelerde halkların bu konuy bakışları nedir?

6. Paparazziler yazın biraz badem bıyık peşinde koşsun bakalım başlarına neler geliyor. Neler buluyorlar, ama korkularından yayınlayamıyorlar. Yılmaz Özdil'den hiç beklemeyeceğim kalitede bir yazı okuduktan sonra bu konuda artık tartışmaya gerek kalmadığını düşünüyorum, ki hala şok içerisindeyim: http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/18572826.asp


Bence şimdiden çimentolar kokmaya başladı. Bu halde betona dönüşse de kırmak kolay bence.

Peki barış nerede mi kaldı? Bu çürük çimentolar yine de betona dönüşüyorsa... Kıralım onları.

Aradığımız şey beton kırıntılarının arasında bir yerlerde olacak.

Yorumlar

  1. son zamanlarda bu konuda okuduğum en iyi analiz gerçekten. kısa, basit ve net! tebrik ederim, bol bol yazmanı temenni ederim :

    YanıtlaSil
  2. Netlik benim de dikkatimi çekti. Keşke yazı biraz daha uzun olsaydı. Belki cümlelerin can yakardı ama gerçekler bir kez daha beliriverirdi körelmiş zihinlerde. Yeniden... Yeniden..

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yaz

Kozmos'un Rengi

Atlantis